14 Şubat 2011 Pazartesi
17 Aralık 2010 Cuma
Taner Gülleri Çok Sevdik Seni!
Öğrencilerden Taner Gülleri Röportajı. 1 yıl önce eklenmiş, ben ilk kez izledim. ne kadar sevimliler öğrenciler. Taner ne güzel bi insan.
hele o plastik topla okulun bahçesinde çocuklarla çekildiği fotoğrafı gördüğümde "niye ben çekilemedim öyle bi foto" diye yakardım :)
izleyin işte. on numara adam!
28 Eylül 2010 Salı
5 Nisan 2010 Pazartesi
Arkası Gelmez Dertlerimin
Kör ölür badem gözlü olur misali. Haber sitelerinde bile düştüğümüzden bahseden haberler var. biz çoktan biliyorduk ama size ne oluyor normalde kimse sallamaz bank asyaymış Kocaelispormuş. Düşünce haberleri yapılıyor işte. Yazık..! üzülüyorum midem yanıyor. gastriti tetikliyor bu takım. 3. lig maçlarında görüşürüz.
22 Şubat 2010 Pazartesi
Seyircisiz
Nedense herkes bizi geri zekalı yerine koyuyor. Teknik direktör "oyunu biz oynadık ama bireysel hatalardan kaybettik" diyor. geçen seneden beridir sıkça duyduk. Başkanlar "bu takım bu ligde kalacak, başka yolu yok" diyor. Hep düdüklenen biz oluyoruz. TFF ceza vermiş Giresunspor'a; seyircisiz oynama cezası. (bu cezaya karşı olduğumu belirtmek isterim ama veriyorsan mantıklı ceza ver, biz 4 maç stadın yakınından bile izleyemedik. köprüye çıkanları polis kovaladı) Bu mudur seyircisiz oynama cezası? Yok ebesinin .. Ali Sami.!Yediğimiz ilk gol ve sonrası tribünler..
27 Kasım 2009 Cuma
biliyorum işte
gülüşmeler
"yaa santrafor işte.." kır dizini otur evinde hanım abla, konuşmadan önce daha güzeldin be!
bu da Rıdvan Dilmen hatırladınız di mi?
11 Kasım 2009 Çarşamba
25 Nisan 2009 Cumartesi
9 Nisan 2009 Perşembe
16 Mart 2009 Pazartesi
10 Mart 2009 Salı
Tribun Video
9 Ocak 2009 Cuma
Ege Görgün:“Önümüzdeki sezon yeşil siyahlı renkler futbolseverlerin karşısına Birinci Lig’de çıkacak.”
Ege Görgün - Berezilya.com
“Artık Birinci Lig takımlarının içinde Kocaelispor da var,” diye bitiriyordu sözlerini. Ardından kafasını hafifçe eğerek soluna bakıyor, biz de bu hareketten birazdan ekrana banttan görüntülerin akacağını anlıyorduk. O günlerde adet anonsun ardından seyircinin gözünün içine dik dik bakmak değildi demek. O zamanın iptidai şartlarına da böylesi daha uygundu zaten. Çünkü sorunlar muhakkak ki daha sık yaşanıyordu ve görüntünün gelmesi gecikince spiker de en azından cansız manken misali donup kalmak zorunda kalmıyordu.
Neyse ki bu sefer sorun çıkmıyor ve görüntüler gecikmeden geliyordu. Önce şampiyonluk turu atan Kocaelisporlu futbolcuların, sonra şampiyonluğu coşkuyla kutlayan insanlarla dolu İzmit caddelerinin görüntüleri geliyor ekrana. Sonra Kocaelispor’un üç hafta öncesinde şampiyonluğunu garantilediği o maçın özet görüntüleri. Kocaelisporlu Güvenç golleri atıyor, Tansu Polatkan anlatıyor.
Yok, hayatımın bir film şeridi gibi gözümün önünden geçtiği yok. Bunlar Korfez.org sitesinin forumunda karşıma çıkan belgeselin kareleri. Kocaelispor’un kalecisi, antrenörü rahmetli Müjdat Afşin’in anısına yapılmış bir belgesel. Belgesel bu şekilde başlıyor çünkü Birinci Lig’e yükselen o Kocaelispor’un kalecisi Müjdat. Sarıyer maçında yerini Baha’ya bırakmış sakatlığı yüzünden.
Müjdat Ağabey’i yeşil sahalarda seyredip seyretmediğimi hatırlamıyorum. Ama İzmit, Kirazlıyalı’daki Yalıkent sitesinin küçük basketbol sahasında izlediğimi biliyorum. Belki birlikte bile top oynadık onunla. Gençti, dinçti, yeşil sahaya çıksa kimse kolay kolay diğer oyunculardan ayırt edemezdi onu. O sağlıklı fiziğe rağmen erkenden uğurladık onu bu hayattan.
Ben Kocaelispor’un İkinci Lig’e ilk çıkışının coşkusunu yaşayacak yaşta değildim. Ama 1990-91 sezonundaki şampiyonluğu iyi hatırlıyorum. Geçen sezonki şampiyonluğu ise uzaktan izlemiştim. Ama o coşkuyu ilk kez yaşayan İzmitli binlerce gencin adına çok sevinmiştim.
Ama bugün yaşananlar öyle acı ki, ister istemez o coşku hiç yaşanmasa mıydı acaba diye aklından geçiriyor insan. Bu utanca, bu rezilliğe değer miydi?
Belgeseli izlerken, içinde bulunduğumuz durumun vehametini çok daha iyi anlıyor insan. Hem Kocaelisporla ilgili, hem Türk futboluyla ilgili.
TRT’nin mikrofonu önce Kocaelispor’un teknik direktörü Fethi Demircan’a uzanıyor. Ağzından bal damlıyor sanki Demircan’ın.
“Şunu da belirtmek isterim ki, Kocaelispor’un yönetim kurulu bugün Türkiye’de hiçbir kulübün temin etmediği imkanları temin etmiştir. Türk sporu adına yönetim kuruluna teşekkür ederim.”
Bir teknik adamın yönetim için böylesine güzel konuştuğunu duymayalı o kadar çok zaman geçti ki. Sorun yönetimler de mi, teknik adamlarda mı acaba? Yoksa, her iki tarafta mı?
Bugün Yılmaz Vural’ın, Engin İpek’in mevcut Kocaelispor yönetimiyle ilgili söylediklerini alın, karşılaştırın Fethi Demircan’ın o günkü yönetim için söyledikleriyle… Kocaelispor’un neden bu durumda olduğunun ip uçlarına ulaşırsınız…
Bugünkü başkanın demeçlerini, o günkü başkan İsmail Kalkandelen’in söyledikleriyle karşılaştırın… Kocaelispor’un neden bu durumda olduğunun ip uçlarına ulaşırsınız…
Kendisine TRT mikrofonu uzatılan Kalkandelen diyor ki: “Öncelikle bize şampiyonluğu armağan eden kentimizden, kendi minik ve genç takımımızdan yetişen çok değerli futbolcularımızla ilgili iç transferi halletmek birinci hedefimiz olacaktır.”
Ne diyor futbolcuları için? “Çok değerli”, diyor. Ne diyor? “Kentimizden, minik ve genç takımımızdan yetişen” diyor…
Sonra mikrofon şampiyon takımın futbolcularına dönüyor. Kaptan Mahir teker teker arkadaşlarını tanıtıp, sözü onlara bırakıyor. Oynarken hiç seyredemediğim oyuncular vardı içlerinde: Güvenç, Kamil, Kamuran, Müjdat. Seyrettiklerim ise daha çok: Mahir, ben daha yeni yetmeyken Şirintepe’de kısa bir mahalle maçı yapma fırsatı bile bulduğum Ceyhun, Orhan, Gürbey ve Baturman. Mikrofon uzatılan Baturman sözleriyle yalnızca futboluyla değil, sporculuğuyla da her Türk futbolcusuna emsal gösterilebileceğini bir kez daha kanıtlıyor:
“14 yıldır birinci lige çıkmayı amaçlıyorduk. Bu sene çıktığımız için çok mutluyuz. Bunda en büyük pay çok çalışmak ve düzenli hayat.”
Muhabir Güvenç Kurtar’ı Bay Gol diye takdim ediyor ve gollerini Birinci Lig’de devam edip etmeyeceğini soruyor. O zaman anlıyoruz ki, Güvenç Kurtar’ın iddiacı kimliği o zaman daha su yüzüne çıkmamış. Çünkü “İnşallah,” diyor sadece. Spiker de, “Temenni,” diyor. Güvenç de, “temenni,” diye karşılık veriyor. Anlıyorum ki, futbolcular ve yönetimler gibi konuşma dili de biraz farklı o zamanlarda.
Kocaelispor takımının 1979-80 sezonundaki İkinci Lig şampiyonluğunu işte böyle müjdeliyordu Tansu Polatkan, TRT’nin siyah beyaz ekranında.
Fotoğraf: “Büyük” Kaptan Mahir Danabay ve “küçük” ben
“Artık Birinci Lig takımlarının içinde Kocaelispor da var,” diye bitiriyordu sözlerini. Ardından kafasını hafifçe eğerek soluna bakıyor, biz de bu hareketten birazdan ekrana banttan görüntülerin akacağını anlıyorduk. O günlerde adet anonsun ardından seyircinin gözünün içine dik dik bakmak değildi demek. O zamanın iptidai şartlarına da böylesi daha uygundu zaten. Çünkü sorunlar muhakkak ki daha sık yaşanıyordu ve görüntünün gelmesi gecikince spiker de en azından cansız manken misali donup kalmak zorunda kalmıyordu.
Neyse ki bu sefer sorun çıkmıyor ve görüntüler gecikmeden geliyordu. Önce şampiyonluk turu atan Kocaelisporlu futbolcuların, sonra şampiyonluğu coşkuyla kutlayan insanlarla dolu İzmit caddelerinin görüntüleri geliyor ekrana. Sonra Kocaelispor’un üç hafta öncesinde şampiyonluğunu garantilediği o maçın özet görüntüleri. Kocaelisporlu Güvenç golleri atıyor, Tansu Polatkan anlatıyor.
Yok, hayatımın bir film şeridi gibi gözümün önünden geçtiği yok. Bunlar Korfez.org sitesinin forumunda karşıma çıkan belgeselin kareleri. Kocaelispor’un kalecisi, antrenörü rahmetli Müjdat Afşin’in anısına yapılmış bir belgesel. Belgesel bu şekilde başlıyor çünkü Birinci Lig’e yükselen o Kocaelispor’un kalecisi Müjdat. Sarıyer maçında yerini Baha’ya bırakmış sakatlığı yüzünden.
Müjdat Ağabey’i yeşil sahalarda seyredip seyretmediğimi hatırlamıyorum. Ama İzmit, Kirazlıyalı’daki Yalıkent sitesinin küçük basketbol sahasında izlediğimi biliyorum. Belki birlikte bile top oynadık onunla. Gençti, dinçti, yeşil sahaya çıksa kimse kolay kolay diğer oyunculardan ayırt edemezdi onu. O sağlıklı fiziğe rağmen erkenden uğurladık onu bu hayattan.
Ben Kocaelispor’un İkinci Lig’e ilk çıkışının coşkusunu yaşayacak yaşta değildim. Ama 1990-91 sezonundaki şampiyonluğu iyi hatırlıyorum. Geçen sezonki şampiyonluğu ise uzaktan izlemiştim. Ama o coşkuyu ilk kez yaşayan İzmitli binlerce gencin adına çok sevinmiştim.
Ama bugün yaşananlar öyle acı ki, ister istemez o coşku hiç yaşanmasa mıydı acaba diye aklından geçiriyor insan. Bu utanca, bu rezilliğe değer miydi?
Belgeseli izlerken, içinde bulunduğumuz durumun vehametini çok daha iyi anlıyor insan. Hem Kocaelisporla ilgili, hem Türk futboluyla ilgili.
TRT’nin mikrofonu önce Kocaelispor’un teknik direktörü Fethi Demircan’a uzanıyor. Ağzından bal damlıyor sanki Demircan’ın.
“Şunu da belirtmek isterim ki, Kocaelispor’un yönetim kurulu bugün Türkiye’de hiçbir kulübün temin etmediği imkanları temin etmiştir. Türk sporu adına yönetim kuruluna teşekkür ederim.”
Bir teknik adamın yönetim için böylesine güzel konuştuğunu duymayalı o kadar çok zaman geçti ki. Sorun yönetimler de mi, teknik adamlarda mı acaba? Yoksa, her iki tarafta mı?
Bugün Yılmaz Vural’ın, Engin İpek’in mevcut Kocaelispor yönetimiyle ilgili söylediklerini alın, karşılaştırın Fethi Demircan’ın o günkü yönetim için söyledikleriyle… Kocaelispor’un neden bu durumda olduğunun ip uçlarına ulaşırsınız…
Bugünkü başkanın demeçlerini, o günkü başkan İsmail Kalkandelen’in söyledikleriyle karşılaştırın… Kocaelispor’un neden bu durumda olduğunun ip uçlarına ulaşırsınız…
Kendisine TRT mikrofonu uzatılan Kalkandelen diyor ki: “Öncelikle bize şampiyonluğu armağan eden kentimizden, kendi minik ve genç takımımızdan yetişen çok değerli futbolcularımızla ilgili iç transferi halletmek birinci hedefimiz olacaktır.”
Ne diyor futbolcuları için? “Çok değerli”, diyor. Ne diyor? “Kentimizden, minik ve genç takımımızdan yetişen” diyor…
Sonra mikrofon şampiyon takımın futbolcularına dönüyor. Kaptan Mahir teker teker arkadaşlarını tanıtıp, sözü onlara bırakıyor. Oynarken hiç seyredemediğim oyuncular vardı içlerinde: Güvenç, Kamil, Kamuran, Müjdat. Seyrettiklerim ise daha çok: Mahir, ben daha yeni yetmeyken Şirintepe’de kısa bir mahalle maçı yapma fırsatı bile bulduğum Ceyhun, Orhan, Gürbey ve Baturman. Mikrofon uzatılan Baturman sözleriyle yalnızca futboluyla değil, sporculuğuyla da her Türk futbolcusuna emsal gösterilebileceğini bir kez daha kanıtlıyor:
“14 yıldır birinci lige çıkmayı amaçlıyorduk. Bu sene çıktığımız için çok mutluyuz. Bunda en büyük pay çok çalışmak ve düzenli hayat.”
Muhabir Güvenç Kurtar’ı Bay Gol diye takdim ediyor ve gollerini Birinci Lig’de devam edip etmeyeceğini soruyor. O zaman anlıyoruz ki, Güvenç Kurtar’ın iddiacı kimliği o zaman daha su yüzüne çıkmamış. Çünkü “İnşallah,” diyor sadece. Spiker de, “Temenni,” diyor. Güvenç de, “temenni,” diye karşılık veriyor. Anlıyorum ki, futbolcular ve yönetimler gibi konuşma dili de biraz farklı o zamanlarda.
22 Aralık 2008 Pazartesi
6 Aralık 2008 Cumartesi
Munlayt en vodka
fix me a drink, make it a strong one,
hey comrade, a drink, make it a long one,
my hands are shaking and my feet are numb,
my head is aching and the bar's going round,
and i'm so down, in this foreign town;
tonight there's a band, it ain't such a bad one,
play me a song, don't make it a sad one,
i can't even talk to these russian girls,
the beer is lousy and the food is worse,
and it's so damn cold, yes it's so damn cold,
i know it's hard to believe,
but i haven't been warm for a week;
moonlight and vodka, takes me away,
midnight in moscow is lunchtime in l.a.,
ooh play boys, play...
espionage is a serious business,
well i've had enough of this serious business,
that dancing girl is making eyes at me,
i'm sure she's working for the k.g.b.
in this paradise, ah cold as ice;
moonlight and vodka, takes me away,
midnight in moscow is sunshine in l.a.,
yes, in the good old u.s.a.
1 Aralık 2008 Pazartesi
24 Kasım 2008 Pazartesi
17 Kasım 2008 Pazartesi
10 Kasım 2008 Pazartesi
Tatminatör
Bu hafta sonu futbol hakkında duyduklarım ve gördüklerim; ya mola yerinde açık olan veya bir otobüs içindeki televizyonda, hiç olmadı dinlenen radyo sayesinde oldu.
cuma günü inönü hayalleri kurarken, askerlik için muayeneye gidecek olan ben, üniversite'den çıkış belgesini almaya gittim. cuma günü işimi hallettikten sonra 'üni-kostad ankara' başkanı Batu tarafından ağırlandık. bi çay demledi, börek aldık kahvaltı ettik. "akşam maçı sakarya caddesinde izleriz" diyordu. ben tatili bulmuşken delirdim. "gidiyorum ben" dedim. terminale gidip Nazilli/Aydın arabasına bindim. Tam indiğim saatlerde bizim maç başlayacaktı. arkadaşım aldı terminalden. futboldan nefret eden bi insan olarak pis pis baktı bana,"buralarda digiturk yok mu?" dediğimde. "var" diye götürdüğü kafede digiturk vardı ama müzik kanalları açıktı. baktım olacak gibi değil. Ozan başkanı aradım "tribünler nasıl?" dedim. "bi cacık yok moruk" dedi. şaşırmıştım. kostad açık bi organizayon yapmamıştı ama semtlerden otobüslerin inönü'ye akacağına emindim. 1-2 dakika geçmeden yine Ozan başkandan msj geldi. "geldi bizimkiler, doldu tribün" yazmıştı. muhabbete daldık maç başladı. yaklaşık 20 dakika geçmiş. tekrar aradım ozan başkanı "koyuyoruz moruk 2-0" dediğinde inanamamıştım "hasigtir lan!". Telefonu kapadıktan sonra futboldan nefret eden arkadaş "sevinme boşuna 4-2 yenilirsiniz" demiş banada çok mantıklı gelmişti. Ne zaman yenmiştik? Yakınlarda bir kahvehane olmalıydı ki, "gooolll" diye bağırışmalar duyuldu. arkadaş 'ben demiştim' edasıyla yüzüme bakıyor, benim boynum bükülüyordu. telefonuma gelen msj ilk yarının 2-2 bittiğini söylüyordu. bu saatten sonra yenebileceğimiz, hatta puan alabileceğimiz aklıma dahi gelmedi.
ikinci yarı biz Nazilli - Uğur Mumcu parkı'nda kahvelerimizi içerken, Ufuk Çam bana kostad.org forum da attığı pm'de belirttiği 'süper lig de en beğendiği forvet' olan Bobo'nun bilmem kaçıncı golünü atmasını izliyordu. Yakınlardaki Kahvehaneden sürekli "gol" sesleri gelmeye başlamıştı. Yine rakibimizi tatmin ediyorduk. Dediğim çıkıyordu yine. 3-0 hükmen yenik sayılalım maça çıkmayalım demiştim. bize de yazık!
Dönüş yolunda denizli'den yanıma oturan adam "fb - gs" derbisi hakkında konuşuyor, ağzından salya akıtarak. fenerli olduğu belli. "Denizlispor ne yaptı abi?" dedim. "bilmem" dedi. iyice uyuz olmuştum. denizlide yaşayıp güzel ege şivesiyle konuşuyordu ama fenerbahçeliydi. kocaelisporlu olduğumu öğrenince halime acır gibi baktı. Olsun abi dedim biz sizi tatmin ediyoruz, siz arsenal'i.. sonra sustu. taktım kulaklığı sabah işe geldim...
Maç hakkında Ege Görgün yazısı okunabilir şuradan
19 Ekim 2008 Pazar
Hayat Varsa Umut Vardır Ama...

Bu maç hakkında ne yazılabilir hala bilmiyorum! 96.dakikada yediğimiz golden bu yana şaşkınım. söylenecek şeyler küfür etmek onları dün akşam saatlerce yaptım.
öncelikle maçta bu kadar iyi oynayacağımızı hiçkimse beklemediğinden, ilk yarı ağzımız açık izledik maçı. "Ne yapıyor lan bizimkiler?!" , "nasıl oynuyoruz abi yürü bee" şeklinde geçti diyaloglar. Bu kadar güzel ayağa pas yapan rakibin amına koyan her topa basan futbol oynamak isteyen bir takımdık. kaç sezondur şu ilk yarıdaki futbol gibi iyi pas yaptığımız başka maç hatırlamıyorum.
attığımız ilk golü tekrar tekrar izleyin. gerçi bu lig tv özet görüntülerinde bizi pek sallamamış fenerbahçenin orta sahada çevirdiği topları bile vermiş. işte herşey bu zaten. adam futbola bakmıyor. para nerden geliyorsa onu gösteriyor. o kameralar götünüze girer inş. yeter lan bıktırdınız, bezdirdiniz insanı.!! maç yorumlarına bakıyorum akşam herkes yok semih , guiza süper oynadı. Be ananın amı tabi iyi oynadı herkes ondan bahsediyor işte. 2 adamı tutamadık. başkada bi sik oynamadı fener. Peki kocaelispor'dan kimseyi konuştular mı? hayır! bir iki yerde Taner Gülleri den yaklaşık 20-30 saniye bahsettiler ve sonra programı yöneten eleman hemen yönlendirdi yorumcuyu "peki hocam fenerbahçeye dönersek.. bidibidi.." dönün dönün. Bir dahada maç yapmayalım bu takımlarla. Direk 3-0 hükmen mağlup olalım. Böyle kanser olacağımıza!!

Yeter küçümsediğiniz ama. Hakem "haftaya bana maç vermezler aziz yıldırım mesud olmalı" diye düşünmediyse bile buna benzer hatta daha beterini düşünmüştür. allah belasını versindir. tribünde kaçbin adam varsa hepsi sırada 7 sülalesiyle haşır neşir olmak için bekliyordur. Futbol mu oynuyoruz yoksa oyun oynayıp sonunda "top nasıl olsa fenerbahçenin onu mutlu edelim"i mi oynuyoruz. Eskiden sokaklarda topu olanı maça almak gibi birşey işte.
yılmaz hoca bütün eleştirilerinde haklı. galatasaray maçındada aynı şeyleri yaşadık. orda bu kadar iyi oynamadığımız için fazla koymamıştı. ama buna dayanamıyorum.
yılmaz hoca 2. yarı serhat'ı çıkardı bastos denen dallamayı aldığında; galatasaray maçında taner'in golü atmasından sonra defansın ortasına gelip top kestiğini gördüğümdekine benzer bi üzüntü yaşadım. niye böyle birşey yaparsın ya. yılmaz vural tırsmazdı eskiden? biz öyle bilirdik. ne oldu hocam. 1-0ın üstüne yatarım mı dedin. tek kale oynuyoruz işte niye piç ettin maçı?!!

maç öncesi dış stadın tribünlerinde piizlenirken gelen 3 otobüs fenerli camlardan "n'olur atmayın" hareketleri yapsalarda bizimkiler taşları bira şişelerini fırlattılar camlar aşağı indi. Emniyetin büyük yanlışı o otobüsleri bizim taraftarın içinden geçirmek hangi mantıktır? Hatta yanımızda duran polisler hiç karışmadı olaya. birbirleriyle konuşuyorlardı "bana ne abi devlet malı değilki"
işte bu lanet ülkede topta bizim değil! top aziz yıldırım'ın top adnan polat'ın inönüye gideriz orda da top öbür dallamanın olur! hakem bizi düdüklerken kimse karışmaz.

ekleme: Semavi'den bahsetmemişim. Maçın adamı benim için Semavi'dir. Alanyaspor'dan yaklaşık 130bin ytlye aldığımız bu adam bugün orta sahada mükemmeldi. 2. yarı sakatlandı ayağını tutarak oynadı ve birazda yoruldu. ancak bizim takımda bir 10 numara giyecekse bu kemal olmamalı. Sana helal olsun Semavi Özgür. Man of the match!!!
ekleme2: video efsaneleşen recaikaya'dan
16 Ekim 2008 Perşembe
Pilot Speed - Alright
Tonight I lack the strength to even move,
When you walked, now watch me die
For I know this is harder for you,
For love has let you down
The road ahead is lined with broken dreams,
So walk, walk on by
And I failed to give you everything you need,
For the fears, behind your eyes
When I can’t feel you,
I’m not alright, I’m not alright,
When I can’t heal you,
I’m not alright, I’m not alright
When I can’t feel you,
I’m not alright, I’m not alright,
When I can’t heal you,
I’m not alright, I’m not alright
Jesus as you throw me on the rocks,
For love I left your side
'cus I believed in love and beauty’s wiles, Where heaven shone from your eyes
Tell me that it wasn’t all for naught,
It’s such a waste now, It’s such a waste now c’mon
I know your scared but baby don’t you hide,
It’s such a waste,
We’ll stand alone now, you'll make it somehow