31 Ekim 2009 Cumartesi

Ege Görgün Röportajı

Uzun Paslar, Ege Görgün ile röportaj yapmış. japon kale ekibi olarak yine bir ilke imza atamamanın verdiği hüzünle okudum röportajı. okuyunca hüznüm daha da arttı. bir körfezli olan Ege Görgün verdiği yanıtlarla bize bizi anlatıyor adeta. hüznüm onunla bikaç futbol sohbeti yapamamak. Oturup iki bira içilebilecek bir abimiz olduğunu daha iyi anlıyoruz röportajda. Buyrun Kocaelispor hakkında söylediklerini aldım buraya.

*Gelelim Kocaelispor'a. Sizi tanıdıktan sonra Kocaelispor dendiği zaman aklıma Ege Görgün geliyor.
Benim için gurur vesilesi olsa da, Anadolu takımları için üzücü bir durum. Bir ben çıkıyorsam, bu ülkede dört büyük takımın dışında bir takım hakkında yazacak, o yazıyı yayınlayacak ve o yazıyı okuyacak fazla adam yok demek ki. Ben yalnızca bana fırsat verdiklerinde en iyi bildiğim şey hakkında yazdım. O da Kocaelispor’un geçmişi ve Kocaelisporluluk’tu. Diğer Anadolu takımlarının da varlığını, büyüklüğünü hatırlatmaya çalıştım elimden geldiğince. Kendiliğinden haklı bir mücadelenin içine girmiş oldum böylece. Anladım ki aslında futbolun kendisinden de büyük bir mücadeleydi bu. Adaletsizlik, haksızlık, biat etme kültürü, şuursuz kazanma hırsı, sürü kültürü hayatın her köşesine sızmış tabi futbol da nasibini almış. Bunlara karşı mücadele etmek her insanın görevi. Mücadele ettiğimiz cephe futbol olur, ya da bir başkası.

*Malum, Kocaelispor çok kötü gidiyor. Bank Asya sınırları içerisinde kurtulmasının yolu var mı sizce yoksa Göztepe ya da Sakaryaspor'un çektiklerini Kocaelispor da mı çekecek?

Kocaelispor’un geleceği için çok karamsarım. Göztepe, Sakaryaspor, Karşıyaka ya da Zonguldakspor’un durumuna düşmemiz için bütün şartlar oluştu. Daha doğrusu şartlar insanlar tarafından yaratıldı. Değerlerin dejenerasyona uğradığı günümüz sosyal yapısında insanların daha fazla güç, daha fazla para için yapmayacakları şey yok artık. Bu türden adamları bir de kulübün başına getirirseniz olacağı budur. Bakın bu takımların hepsinin geçmişinde mutlaka böyle adamlar çıkacaktır. Böyle adamları kontrol edebilecek bir sistem geliştirmeli Federasyon, diyeceğim ama Federasyonlar da tam tersine bu tarz adamların yolunu açıyor.


devamı burada

nedir ortak yönleri?

KASIMPAŞA
KOCAELİSPOR
MANİSASPOR
MKE ANKARAGÜCÜ
ÇAYKUR RİZESPOR
DİYARBAKIRSPOR
DENİZLİSPOR
DARDANELSPOR
KONYASPOR
GENÇLERBİRLİĞİ
TRABZONSPOR
SARIYER
ESKİŞEHİRSPOR
GAZİANTEPSPOR
ADANASPOR
KARŞIYAKA
BURSASPOR
SAMSUNSPOR
ANTALYASPOR
MALATYASPOR

ipucu: 20 takım. bir süper star ?

30 Ekim 2009 Cuma

Şaşırmaya gerek yok


D Smart’ın spor kanallarında Bank Asya 1.Lig’de 10’ncu hafta maçlarını izlerken, gözlerime inanamadığım görüntülere rastladım. Adana 5 Ocak Stadı’nda oynanan Adanaspor-Altay maçı sırasında Adanaspor tribünlerinden Altaylı futbolculara resmen kaya parçaları atıldı. Taşlarken biri Altaylı futbolcunun sırtına geldi, futbolcu yere yığıldı. Kocaman kocaman taşlardı. Hani insanın kafasına, yüzüne falan gelse Allah göstermesin ölüm bile olabilirdi. Bunca yıldır bu meslekteyim, o kadar maç izledim böylesine ürkütücü bir olay görmedim. Spor sahasında adam öldürmeye tam teşebbüs etmek gibi bir şey. İnsanlık dışı bir olay. Kaya parçalarını sahaya atanları şiddetle kınıyorum. Elleri kırılsın inşallah. Sahaya kaya parçası atan veya atanların tespit edildiğini sanıyorum. Çünkü kamere görüntüleri var. Bu kişi veya kişilerin adam öldürmeye teşebbüsten yargılanmaları, en ağır cezaya çarptırılmaları gerekir. Bu zihniyetteki kişi veya kişiler bir saha spor sahalarının önünden bile geçirilmemeli.


Hayrettin Albayrak'ın bugünki yazısından bir parça. olayları bende görmüş, hiç şaşırmamıştım. Kamera görüntüleri var taş atanlar hakkında gereken işlem yapılacaktır laflarına filan hiç inanmıyorum. bizim tribünde maçlara girme yasağı alan adamlar yine maçlara giriyor mesela. dağda askeri vuran adama bişey yapılmayan memlekette futbolcuya taş atılınca niye şaşırılıyor? doğru mu? değil elbette ama niye şaşırıyoruz?

27 Ekim 2009 Salı

bi siktir git

video

iyi bir oyuncu, kağıtları eline aldığında aşağı yukarı hesaplar, el hangi oyunu oynar? yıllarca öğrenci evinde sabahlara kadar ne kingler oynayan bu bünye, şimdi bakıyor bakıyor "bi siktir git!" diyor. gel de anla bu takımı. Rıfkı elimizde patlıyor, son iki diyoruz en büyük sayı bizde kalıyor. taraftar çıkar peşinde, yönetim değişti onlarda herşeye iyimser bakmaya çalışıyor. raylar yok, tren güzel güzel gidiyormuş gibi davranıyorlar. enayi yerine konmak ne kötü. ve ben hala, acaba hafta sonu konya deplasmanına kaçabilir miyim? diye düşünüyorum.

23 Ekim 2009 Cuma

trabzoncell kocaeli şubesi


trabzonspor resmi sitesine bakıyordum. Ömer Aysan Barış'ı transfer etmişler mi doğru mu haberler diye, bakayım dedim.

'Kocaeli de hattını biliyor' başlıklı haberi gördüm. Yarın Alanzinho ve Ceyhun Gülselam İzmit e geliyormuş. Kocaelide çok karadenizli olduğundan, mantıklı. Adamlar trabzon dan kalkıp izmit'e geliyorlar, biz dergimizi bile 3. sayıdan sonra göremiyoruz..

20 Ekim 2009 Salı

Kargaya yavrusu Şahin görünürmüş



deplasmanda pazartesi maçlarına gitmemiz çok zor. iş güç, askerlik derken içerdeki maçları izleyebiliyoruz henüz bi deplasman yapamadık bu sezon.

tribün havasına girebilmek için atkımızı polarımızı giydik çıktık dışarıya maçı izlemek için mekan aradık. giderken "en azından bir puan" diyorduk, anadolu takımı teknik direktörü misali. bu sezon sadece Giresun maçını izlemiştim. o maçta takım çok kötüydü. genç takımımız çok tecrübesiz olduğunu ve top ayaklarına geldiğinde panik yaptıklarını görmüş epey üzülmüştüm. tabii ki normaldi 90-91li çocuklar ve ilk defa böyle bi ligde oynuyorlar. Lig demişken bank asya ligi o kadar kalitesizki asıl ona üzülüyorum. bu ligde biraz iyi oynasak ilk 6ya girmemiz çok basit.

maçın başında kornerden bi gol yedik. daha başlamadan 1-0 geriye düştük, şok olduk. kornerde o kadar net anlaşıldı adam paylaşmayı beceremiyoruz henüz.
başlama düdüğüyle beraber "körfezim bak işte.." diye başlayan taraftarımız gol olmasına rağmen hiç susmadı. az sayıda olmalarına rağmen kadir has stadının boş olmasından mıdır akustiği iyi diye mi çok iyi geldi sesleri. zaten deplasmana gidip ses tellerine zarar vermeden dönüldüğünü bilmiyorum o da var tabi.
golden sonra şaşkınlığımız 10 dakika kadar sürdü. tabi erciyesspor un hücum oyuncularının iyi verkaçlarını hatırlatmak isterim. topa saldıran gençlerimiz savunmada ilk dakikalar sıkıntı yaşadı. istekli oluşları her topa atlamalarından belliydi. daha sonra orta sahada çok koşup baskı yaptığımızdan erciyes topu şişirmeye başladı. orta alanda epey top kazandık. sağ kanatta Uğur Daşdemir solda Gökhan Meral göze batan adamlardı. soldan Gökhan ın ortasına Hamza kafayla dokunda, arka direkte Uğur çok akıllıca sağ kanattan içeri girmiş ve kafa vurmak için orda bekliyordu golü attık. sonrasında erciyes in orta sahası baskımıza fazla dayanamaması, ileri uçlarına hiç top götürememeleri başladı. Bu sefer Uğur sağ kanattan dibe indi pes deki gibi ortaladı arka direkte Serdar Topraktepe bom boş golü yaptı. erciyesli futbolcuların suratlarından anlaşılan; maçın hiç beklemedikleri bir skora geldiğiydi. golün peşinden hiç durmadı ataklarımız. eskiden olsa "öne geçmişiz hemen geri yaslanalım" mantığıyla saçmalardık. Cihat Arslan'ı tebrik ederim böyle bi saçmalık yaptırmadı en azından ilk yarı. kornerden gelen topa bomboş vuran Emirhan kaleyi tuttursa 1-3 yapıp rahatlayacaktık 41. dakikada. ilk yarının sonunda Serdar sağ kanatta aldığı topu soldan kaçan Gökhan ın önüne attı ceza sahası içinde top önünde bomboş, kaleciyle karşı karşıya kalan Gökhan, topu direğin üstünden dışarı vurdu. Bu çocuklardan böyle bir oyun beklemeyen bizler üzülsek mi sevinsek mi bilemedik.

Devre arası sigara içmeye çıktık ve genel kanı bu takıma bi forvet ve orta saha alsak 2. yarı ligin tozunu attıracağımızdı. Uğur un performansı bu maça kadar pek iyi değilmiş genel kanı bu ama daha ilk yarıda Uğur Erciyessporun sol kanatını dağıtıyordu. Yine de genç ve tecrübesiz olduğumuzdan her an tırsıyorduk bi hata yapabiliriz diye.

ikinci yarıya bir dönemin Kocaelisporlusu, vefanın tırışka olduğunu her gördüğümüzde hatırladığımız Erhan Yılmaz'ı oyundan çıkararak başladı Erciyes. 41 numaralı formayı giymiş 'belki tekrar döner paralarını alırım' diye. onun yerine 54 numaralı Emre girdi. Bu sakaryalı başımıza bela olur gibi geliyordu öyle de oldu. o girdikten sonra orta sahada dengeyi sağladı Erciyes. Serdar ın 30 metreden fazla mesafeden kaleye vurması, kalecinin topu kornere çelmesi. hemen ardından ceza sahasında kaleciyle karşı karşıya yine Serdar vurdu, kalecininde dokunduğu top direkle öpüştü. "bu pozisyonlar kaçar mı bee" diye isyan ederken çayı devirmişim. sanki çayı Serdar ın üstüne dökmüşüm gibi o dakikadan sonra bi işlevi olmadı. tabi yaşı, fiziksel şartları bildiğimizden normal oyundan düşmesi. Serdar oyundan düşünce, top orta sahayı geçer geçmez kaybetmeye başladık. öyle olunca Erciyes kanat bekleri ileri çıkmaya başladı. ona rağmen bu yaştan sonra defans olan Cem sinan topları iyi kesti. yine her topa bastık. inşallah bu çocuklar biraz tecrübe kazanınca bu kondisyonlarını korurlar. ardından yine bir korner oldu ve Erciyes yine kornerden golü buldu. sinirden çıldırdık. yine duran top yine gol. tek kale oynadık maçın büyük bölümünü ama futbol işte. adalet bile o kadar adaletli değil ki, futbolun adaleti olsun. golü yiyene kadar çok kapandık, birazda mecburiyetten. Serdar ın yerine ileri kimseyi alamayınca atılan her topu kaybetti serdar. Metmet Al'ın bi pozisyonu var ki topun direkte patlamasıyla, orgazm sonrası sigara yakmış gibi rahatladım. bizimkiler son dakikada bi pozisyona girdi ama ayaklarına dolaştı top. olmadı.. maç başlamadan "bi puan iyidir" diye düşünen bizler kafayı yiyecek gibiydik. bu futbola 3 puanı haketmiştik.

işte bi takımın alt yapısının önemi. sadece klübün parası kalmadığı veya transfer yapamadığı zamanlarda değil her zaman güvenmeli gençlere.

Kocaelispor - Kayseri Erciyesspor 2 - 2

17 Ekim 2009 Cumartesi

Aynı tas..



yeni yönetimden biri istifa ediyor. iki gün sonra öğreniyoruz 'Kocaelispor Dayanışma Gecesi' adı altında yapılacak -klübe hem maddi hem madevi destek verilebilecek bi organizasyon patronlar, iş adamları, siyasilere filan bilet satılıyor- sonra bakıyorlar "lan bu biletlerin hepsini satsak bile masrafı karşılamıyor, cepten para gidecek!." diyerek biri sıyrılıyor olaydan ve istifa ediyor.. Taraftar ise forumlarda geceye Bülent Ersoy mu gelsin Tarkan mı bunu tartşıyor..

15 Ekim 2009 Perşembe

Terimspor


Terimspor un bıraktığını yazıyor her taraf. ben inanmadığımdan hiç sallamıyordum taa ki Ermanistan a ilk golü atmamızdan sonra Terim in gözlerinin dolmasını gördüğüm ana kadar. "Bu adam bırakıyorum ayakları yapıp federasyonun 'ne olur bırakma' demesini bekliyordur" diye düşünüyordum. o duygu dolu anları görünce artık tereddütüm kalmadı bu adamı vazgeçirmeye çalışırlar..

12 Ekim 2009 Pazartesi

1956 şavrole tadında Serdar Topraktepe


Kelebek gibi uçup arı gibi sokmasa bile ruhu yeter..

11 Ekim 2009 Pazar

3 kafadan 3 puan

maç öncesi çenesuyunda buluşup oradan stada geçildi. Her maçın deplasmancısı batu, "olmadı olmayacak" erman, aşk adamı hakkı,rocker salih, benim birader falan hep birlikteydik öyle ki düğün telaşı sebebiyle yüzlerini görmenin pek mümkün olmadığı ozan ve kardeşi okan da tribündeydi.bir tek kandıralı yoktu tayfadan,yok yazıldı,devamsızlığı da kabardı kendisinin.... Diğer bir ilginç olay ise ellerindeki fotokopi biletlerle maça girmeye çalışan taraftarlardı ,sponsor biletinin fotokopisini çektirmiş abiler içeri girmeyi deniyorlardı... tabii yerseniz... Gelelim maça ; Maç hızlı başladı.İlk 7 dakikada Gaziantep BB biri direkten dönen iki net gol pozisyonundan yararlanmadı.Emirhanın yokluğunda defansın aksayacağı maçın başında belli etti kendini. Maçın zor geçeceği düşüncesinin verdiği endişe suratlara yansımaya başlamıştı ki daha önce hamzanın şık arapasında kaleci ile karşı karşıya kalan ancak top ayağına dolaşınca vuramayan kaptanımız Serdar Gökhan meral'in havadan kendisne gelen topa gelişine yaptığı çok hoş ortaya altıpasta kafayı vurup maçın seyrini bu golüyle değiştirdi. Golden sonra Kocaelisporumuz oyunu daha bir kontrolünde götürmeye başladı. GBB arada tehlikeli gelse de daha çok net gol pozisyonu bulan taraf Kocaelisporumuzdu. Özellikle Serdar'ın attığı golden sonra kaçırdığı iki net pozisyon var ki atsa fark gelirdi averajımız düzelirdi.İlk yarının son dakikasına geldiğimizde ise sağdan kullandığımız serbest atışı yine kafa vuruşuyla ağlara gönderen serdar Kocaelisporumuzun soyunma odasına daha rahat girmesini sağlıyordu. Devre arasında lisansları çıkmamasına ve federasyon kendilerine transfer izni verilmesine rağmen gitmeyen futbolcularımız ali bayraktar, tevfik altındağ ve emrah kol tribüne çağırılarak kendilerine teşekkür edildi. İkinci yarının hemen başında maçın adamı gökhan meralin premier ligde görülen türden şık ortasına kafayı çakan Onur Alkan Kocaelisporumuzu iyice rahatlattı ve bundan sonra oyun bizim istediğimiz gibi rölantide gitti, ta ki önde olduğumuz kısımlarda bile bizi çıldırtan garip hakem antepe garip bir penaltı verene kadar...ama antep penaltıyı da kaçırınca maç tam anlamıyla bize dönmüştü artık. yediğimiz saçma gol ve bir iki pozisyon dışında çok da sıkıntı yaşamadık. hatta yine hamza ile ,serdar ile,uğur ile , mehmet ile pozisyonlar harcadık. Tük üzüldüğüm şey Gökhanın sakatlanması oldu, göründüğü kadarıyla aşırı zorlanmadan kaynaklanan bir sakatlıktı. Maçın sonlarında rakip kaleci harun ile tribünlerin yaptığı makara da ilginç bir enstantane idi ... Sonuç olarak gençler kazanmayı öğrendiler, şimdi alışkanlık haline getirme zamanı ...

iman gücü


ankaragücüyle bi bağlantısı olduğunu düşünen veya "imangücü diye bi takım mı var?" filan diyen çıkmaması umuduyla böyle başladım.
ilk üç puanımızı aldık sonunda. ben maça gidemedim kandıralı olduğumuzdan yıllar sonra köye gittim orda kaldım 3 gün. yeşiller içindeydim. tek siyahlık kocaelispor un hali.. onun için cuma günü camiye gittim. hoca amin derken ben kocaelispor için dua ediyor buldum kendimi. millet cehennemde yanmamak için dua ederken, ben zaten yanacağımı bildiğimden belki kocaelispor kurtulur diyerekten... ve sonuç bu. sayemde ilk üç puanı üç golle aldık. hala maçın gollerini bile izlemiş değilim. dağ başında Gökay'dan aldım haberi, bi ara piiz sözüm olsun başkan..

8 Ekim 2009 Perşembe

Fani Madida



beşitaşlıların zenci forvet sevdasının filizlenmesine sebep olan adam desem yanlış olmaz heralde. "fani madida 90. dakika" şeklinde pankartlık söz geliyor aklıma hep amcam derdi sanırım bi maçta golü vardı son dakikada.

Madida dayanamamış türkiye ye geri dönmüş Sivasspor da yardımcı antrenör olmuş. Bülent Uygun sayesinde iyiden nefret etmeye başladığım Sivasspor a sempati duyma nedeni olabilir bu adam. nedense severdim ben bu keratayı..

Denizli nin yerine seneye beşiktaş başında görebiliriz kim bilir?

7 Ekim 2009 Çarşamba

alin verin kocaelispor a can verin


klubün her yerine haciz geldiğini hepimiz biliyoruz. elektriklerin kapatılması sonrası futbolcuların telefonlarını camide şarj etmeleri, fırıncının bile yöneticileri arayıp "verin artık şu ekmek paralarını" diye çemkirmesi ne hallerde olduğumuzun göstergelerinden sadece bi kaçı.

aklıma St.Pauli nin 2002 yılında çıkardığı "retter" yani kurtarıcı tişörtleri gibi bir kampanya yapılsa geldi. gerçi bizim ürünleri klüp satamıyor yine bir sürü sorun var ancak böyle şeyler yapılmazsa bu klüp hep gelen yöneticilerin, başkanların eline bakarsa sokakta kolasına maç yapmaya başlarız..

St. Pauli bu tişörtlerden 140bin tane satmış. üstelik bu kasabanın nüfusu 30bin civarında..

6 Ekim 2009 Salı

Natalie Portman