6 Mayıs 2014 Salı
2 Mayıs 2014 Cuma
Çocuk - İbrahim GÜRSEL
26 Mart 2014 Çarşamba
Ben lafa değil önümüzdeki maçlara bakarım
transfer sezonlarında gazetelerin spor haberlerini okumam. çünkü yalanın bini bir paradır.
seçim öncesi vaatlerde aynıdır.
“Japonya ve Amerika ile konuştum, yabancı sermaye ülkemize akacak. Suudi Arabistan cami projemize, Amerika baraj projemize, Japonya fabrika projemize yardım edecek.” -Zübük
Kocaeli'de her aday vaatlerini anlatırken boynunda bir Kocaelispor atkısı. Herkes Kocaelisporluymuş(!) meğer?! Sanki belediye meclisini seçerken ilk 11 belirliyormuşuz gibi..
Adaylardan biri 3 yıl sonra süper ligdeyiz diyor. karşı parti hemen atağa geçmiş. stad inşaatı yapıyoruz 2 yılda biter ve 2 yıl sonra süper ligde oynayan bir Kocaelispor olacak.
şimdi beklemede herkes. şuan 2 yıl en kısa süre gibi görünüyor.
Fakat bence yeterli değiller. Adaylara önerim; 1 yıl henüz boşta duruyor. biri hala 1 yıl sonra süper ligdeyiz demedi.
1 sene sonra süper ligdeyiz dese ya biri.
Üstüne hızını alamayıp 2. sene sonunda avrupa kupalarına gideceğiz, bu şehir bunu hak ediyor falan dese. Sonra bir diğeri, ne avrupa kupasııı şampuanlar ligiiiii...
Şimdilik stad yapılıyor, eski stad yerine AVM yapılacakmış AMK.
“Ağır sanayi hamlemize karşı çıkmak istiyorlar. Buna engel olmak isteyen bedbahtlar çıkabilir, onları da biz ezeceğiz.” -Zübük
Seçim öncesi herkes Kocaelisporlu ama ben lafa değil önümüzdeki maçlara bakar bakar ağlarım..
27 Aralık 2013 Cuma
daha da kötüsü olamazspor
3 Nisan 2012 Salı
10 yıl önce - Kocaelispor 4 - Beşiktaş 0
Maç sonrası Milliyet'te çıkan haberler ve bazı köşe yazıları;





Attila Gökçe

Ömer Üründül

Bilgin Gökberk

9 Mart 2012 Cuma
Henüz Ölmedik
Efsane İbriç ve oğlu Damir ile ilgili haber yapılmış. İbriç, Damir için ;
"Damir, Saraybosna Milli Takım formasını giydi. Ancak Türkiye'de şans verilmediği için kendisini gösteremedi. Maddi sıkıntı nedeniyle elektrik ve suları kesik olan, aylardan beri para ödenmeyen Kocaelispor'a faydalı olabilmek için üç maçtan beri Kocaelispor formasını giymeye başladı. Son iki maçta iki gol atarak kendini gösterdi"demiş.
Zeki Uzundurukan, yazısında; "Bir Futbol Kenti Ağlıyor" diye bahsetmiş.
Büyü Bozuldu

Hayatımda pek futbol kalmadı. En azından izleyici olmaktan çıkmış gibi görünüyorum. Zaten bizim memlekette oynadığımızın futbol olmadığını düşündüğümden, gayet normal. Arada bank asya maçlarına bakıyorum. Soğan ekilmiş, soğanlar büyüyüp toplanınca orada futbol oynayalım tarzı stadlarda ne oynayacaklar zaten. Süper dedikleri ligde hiç maç izlemedim galiba, arada denk geldiysede ilgimi çekmedi hiçbiri. Zaten premier lig izlemek gibi artık elit futbol sever olduğunu belli etmeye çalışan tiplere uyuz olduğumdan ve lig tvye para vermediğimden ondanda geçtik. TRT’nin almanya ligini katleden yorumlarıyla çekilmeyen bi bundesliga. Tek kalan ispanya ligi, ntv yayını kalıyor. Orada da barcelona diye bir şey var. Tanımlayamıyorum. Hani felsefeciler işin içinden çıkamayınca şey, derler. Ahanda barcelonadır o.
Aylarca maç yapmayıp, “bi takım kurunda bu hafta maç yapalım” diye halı sahaya gittiğimizde, kaşarlaşmış süper lig futbolcusu gibi kaldığımız maçlar geliyor aklıma. Rakipteki adamlar pırpır koşuyor, biz 5 dakika sonra pertiz. Sanki barcelona rakipleride böyle seçiyor. Rakipler kahvede okeye dönerken “hadi bi maç yapalım” demişlerde bunlara rakip olmuşlar gibi.
Dün akşam Ath. Madrid – Beşiktaş maçını izledim. Herkes Veli’nin sol bek olamayacağını yazmış durmuş. Ben sağ bek oynayan İbrahim Toroman’a hayran kaldım. Nasıl yapıyorsa her attığı pasta takım arkadaşına bombayı atıyordu. Hani mahallede top oynarken arkadaşımıza doğru abanıp onu zımbalamaya çalışırdık, öyle gerzek bi hareketimiz olurdu. Toroman böyle pas atıyordu dün akşam. Veli sol bekte olmamışta, Toroman olmuş mu yani?
Son olarak aylar sonra iddaa’da bir kuponum tuttu. Burada bazen maçları yazıp nasıl patladığımı paylaşıyordum, bana küfür etmeyin notunu ekleyerek. On haftadır kaybetmeyen takımın kaybedeceği haftayı, son sıradaki takımın ilk galibiyetini, sonuncunun birinciyi yendiği, o maça oynadım diye 3-4 kırmızı kart veya bi o kadar penaltı olan maçları hatırlayan çıkabilir. İddaa diye Takımların kaderiyle oynuyordum. Kocaelispor maçı ilk kez iddaada yer alınca 4 maç yaptım. Biri Kocaelispor – Balıkesirspor. bu sezon ilk defa 2-0 öne geçmemize rağmen 2-3 maçı kaybetmemizin suçunuda kendimde aradım. 4 maçtan tutanda olmadı. Ancak dün akşam avrupa ligi serinletti ve büyüyü bozdum. Artık buradan iddaa kuponu bile paslaşabilirim. çok para almasakta, çay ısmarlayabilirim size =) önemli olan; tuttu, büyü bozuldu.
17 Ocak 2012 Salı
Mayalar haklı çıksın, bu azap burda bitsin
O zaman adını bile bildiğimi sanmıyorum futbolcuların, çünkü isimlerin önemi yoktu o zaman. Hayatında ilk defa o kadar insanın bağırıp çağırdığını, küfürler savurduğunu görecektim.
Gazeteden yapılmış kayık misali güneşten koruyan şapkalar, betona oturma diye sağdan soldan uzatılan gazeteler. Seka'dan çuvallarla gelen konfetileri yakalamaya çalışmak.
Eskişehirspor diye bir takımmış karşı taraftaki, o zaman bilmiyoruz adını 2. lig klüplerinden tvde ne kadar bahsediliyorki bilelim.
Kale arkalarında havada duran toplar o kadar ilgi çekiciydi, mükemmeldi. Onlardan gözümü alamadım epey. Babama sorduğumu hatırlıyorum bunlar ne diye. Şimdi üzerlerinde Çenesuyu reklamı olan toplar.
Eskişehirsporlu olanlar, ilgimi acaip çeken küfürler ediyorlar. Maçın hakemi bişeyler diyor galiba, maç duruyor mu o zaman o bilinçte olmadığımdan bilmiyorum ama kale arkasında tam karşımızda olan Eskişehirsporluların olduğu tribüne polisler giriyor. Olay çıkıyor polisler geri kaçıyorlar. O şekilde susturamadıkları taraftarları, itfaiye aracı gelip tazzikli su ile ıslatıyor. Hayatımda o ana kadar gördüğüm en ilgi çekici olaylar. Bu nasıl bi adrenalin, gözlerimi alamıyorum. Bizim tribünde herkes “oh oh” diye eğleniyor gülüyor. Hani herkes sustuğunda aradan bi amca çıkıp bağırır tüm tribün onun sesini duyar ya. İşte o amcalardan o zamanlar çok var ve bence onlar bu tribünleri bana sevdiren şeylerden ilk 5e girer.
O zaman herşey daha güzel geliyordu bize elbet. Cehalet mutluluktu.
Hafta sonu Körfez FK maçına gittim. Açıkçası rakip Adana demirspor olmasa pursaklar filan olsa gitmezdim. Atkımla beraber Adana demirspor tribünlerine girip maçı izlerim dedim. Girişte polisten bi fırça yedik hamdolsun. Neymiş Kocaelispor tarafı diğer tarafmış, verdiği akıla bak. Adanalı arkadaşlara hoş geldiniz dedik bi çuval çekirdekle beraber girdik içeri. İçeride başka polislerde ne işiniz var sizin burda dedi, atkılarımızı göstererek. İtip dışarı çıkarmaya çalıştılar. Polis bu kadar laf etti bi tane adanalı çıkıp sizin ne işiniz var demedi. Tribünde en apaçi takılan adana demirli gençe atkıları değişelim mi diye sordum, bu yaştan sonra rencide olduk. Arkadaş niye ona sordun olm bi sürü efendi adam var verebilecek dedi. ben gudubet olduğumdan böyle durumlarda en kıl tipi seçerim uyuzluğuna.
Neyse maçın 1. dakikasında gol oldu. İlk yarıda başka atak oldu mu olmadı mı bilmiyorum bile. Mahalle maçı izlesek daha fazla eğlenirdik zevk alırdık ne bileyim. Sahada ne oynadılar hiç anlamadım. İlk yarının sonuna doğru çıktık stattan. İnsanın futboldan nefret etmesini istiyorsanız, bağlayın tv nin karşısına izletin bu maçı. İkinci yarıyı izlemesekte, ilk yarı oynanan şey bir fikir veriyor.
Tribünden çıkarken yine polisle bi ton mevzu oldu. Adam 80.dakikaya kadar çıkamazsın diyor. Ya kardeşim manyak mısınız. Eziyet mi ediyorsunuz niye izleyeyim zorla maçı. Hasta filanda olamazsınız yani, çıkmak yasak. Kapı önünde bağırıp çağırdık, burda durmak yasak dedi geldi başka bi polis. Kim yasakladı dedik, ben yasakladım diye cevap verdi. Bu nasıl bi iğrençlik! Sen neyi yasaklıyorsun ya. Amirime söylerim bak sizi tarzı laflar bile etti, bi çocuk zekasından bile daha geride olduğu belli bir şekilde. Amiri olan adam geldi, açın çıksınlar dedi lütufta bulunur gibi.
Futboldan nefret ettiren bi oyunun üstüne, zaten isyanlarda olan biz sistemden, adaletten herşeyden daha fazla nefret edip küfür savurup çıktık.
Ulan ben o stada ilk nasıl gitmiştim, şimdi nasıl çıktım. Ne hale getirdiniz Kocaeli’de insanları. Allah belanızı versin!!
12 Ekim 2011 Çarşamba
Boynu bükükler

Şu anda mutlu olmalılar. Düştüğümüz hale bakıp bakıp şükretmeliler kendi hallerine. Gülüp, eğlenmeliler belki bir iki sene daha “Kocaelispor kumpanyası”nı izleyecekler. Belki bir kaç hafta daha. Durum bu şekilde, olaya böyle yaklaşmak kimseyi kötü yapmaz. Rakibin ne kadar kötüyse sevdiğin takım o kadar iyi gözükür dışarıya. Dolayısıyla Sakaryalılar şu halimize bakıp oh olsun demeli.
Ancak bir çokları bunu yapamıyor. Belki aynı senaryoyu yaşayabilecekleri gerçeği ortada durduğundan; belki yönetici saçmalamacaların onlarda da sıkça yaşandığından; belki yönetimden birinin canlı yayına bağlanıp, teknik direktörlerinin görevine son verdiklerini söylemesi gibi bir çok sebep olabilir. Kocaelispor’un olduğu yerde umut bitecekti belki ancak bu başkalarına bir şeyleri gösteriyor olmalıydı.
Yerel ve ulusal seçimlerde hiç oy kullanmadım, bir muhtar adayını sevmediğimden tanımadığım bir diğerine oy verdim o da kaybetti. Oy kullanmaya değecek birini görmediğimden, kötünün iyisini seçmek mantıklı gelmiyor bana. Neyse mevzu bu değil uzar gider bu sayfada.
2008 de Serhan Gürkan’ın karşısına çıkan Sinan Sipahi 284 oy aldı. Serhan Gürkan 346 oyla kazandı. Oy kullansaydım Sinan Sipahi’ye verirdim demiştim daha önce blogda. Kötünün iyisini seçmek mantıklı gelmiyor diyorum, biliyorum bir çelişki var ancak konu Kocaelispor olunca daha çok sahipleniyorum. Belki ulusal seçim içinde bu mantık geçerli olabilir. Tüm zamanların en kötü başkanını seçen 346 kişi, kendi çıkarları için seçtikleri abileri, trilyon verseler bir daha başkan olmam bile diyebiliyor.
0-9 yenildiğimiz maçta biletli seyirci sayısı 739. o kara günü yaşayan, acaba 10 olur mu? diye merakından maç sonuna kadar duran ve 10 olmayınca saçma sapan dokunsalar ağlayacak buruk bir sevinç yaşayan insanlardan hangisi o gün oy kullanan 346 kişiden birisidir? Bunları sorgulamakta saçmalıktır aslında.
Kocaelispor bitmiştir, Körfez belediye FK ise yine belediyenin kucağına oturtulmuş, a partisi gelirse a fk, b partisi gelirse b fk olmaya aday olduğundan, bayrak adam olarak gördüğüm Serdar Topraktepe ve Kocaelispor alt yapısı orada olduğu için maçlarına gittiğim takımdır. Gol attığında hatta galip geldiğinde bile sevinemediğim bir takım var elimizde.
Çilemiz hiç bitmiyor. İki çocuğundan birini doyurabileceği için, birini terk etmek zorunda kalan Afrikalı anne gibiyiz. Her daim boynu bükük olacağız.
9 Ekim 2011 Pazar
14 Şubat 2011 Pazartesi
27 Aralık 2010 Pazartesi
UZAKTAKİ YANILSAMALAR
Almanyanın kuzeybatısında küçük bir kasabada yaşıyorum. Siteyi yanılmıyorsam 1998 yılından beri takip ediyorum. 25 yılı izmitte geçmiş biri olarak bu takımı bir insanın gereksinimi olan fizyolojik ihtiyaçları gibi seviyorum. Çocukluğum ve gençliğimde Futbol müsabakalarını izleyebilmek için Babamın cebinden para aşırdığım günleri, müsabaka sırasında yenilen simitlerin tadını, sıkıntı ve stressin o yaşta ne demek olduğunu yaşadım.Bu uzak Ülkeden geriye dönüp baktığımda herşeyin eskisi kadar tatlı ve doğal olmadığını görüyorum.Belkide bu yüzden oğlumun adını Umut olarak yazdırdım kimliğine. Belkide bu yüzden bir Alman kanalında Türkiye ile ilgili bir belgesel izlerken 10 saniye süren Efe Tur yada Körfez görüntüleri yüreğimi burkuyor. Bilemiyorum... ve bilemeyince de insan neden bilemediği araştırmıyor nedense.
Hani eğer bir Bilim Adamı yada mucit olsaydım sanırım yapacağım il buluş taraftar / seyirci ölçer yapmak olurdu. Kimsenin ne kadar bağlı olduğu takımı tuttuğunu yada sevdiğini şu anda bilimsel olarak ölçmek mümkün değil. Ama bu ölçütü genelde yaşadığımız olayların çokluğu / zorluğu yada gidilen maçların sayısına belki bazen yenilen dayaklara, atılan yumruklara bağlarız. Kimi zaman ev Halkına vermemiz gereken önemi sevgiyi kenara bırakır ve kendi takımımıza sarılırız.Bunlar yazmakla bitmez ama bence bir takımı sevebilmek demek onun maçlarını her 15-20 saniyede (izleme imkanı olmayınca ) ya teletext yada internet üzerinden aktüel ederek takip etmek yada eğer benim gibi Yurtdışında yaşıyorsanız stadta bulunan arkadaşlarınızı arayarak kısa mesaj yazarak bilgi almaktır.
2002 yılında belki hatırlayan olacaktır tüm korfez.org üyeleri bir akşam için forumda yoğunluk sağlayıp muhabbet kurulacaktı. Ben işten çıkmış son sürat otobanda muhabbete katılmak için eve dönerken beni şok eden bir olay oldu. Önümdeki Tır’ın plakası 41 ile başlıyordu. Önce şaşırdım ( çünkü değil 41 plaka, buralarda TR plakalı Araç görmek çok zor ) sonra toparlandım ve Tır’ı trafik kuralları dahilinde sollayarak 1 km önünde sağ tarafa park ederek, arka camda daima duran Kocaelispor atkımı alarak yola fırladım. Bundan sonrası pek trafik kuralları içinde geçmedi tabii. Ben atkı üzerindeki yazıyı Tır şoförüne gösterip el salladıkça Adam selektör yaparak el salladı ve camı açarak Körfez bayrağını dalgalandırdı. Bu birkaç saniyede olan olaylar zinciri benim bu takıma olan inancımı iyice pekiştirdi. Artık yolda şok olmuş bir insan ve kontağı açık bir araba duruyordu.
Tüm bu yaşananlar ve hayatın çekişmeleri içinde hala sadece bir Futbol takımı olarak bakmadığım ve felsefesi olan bir kenti temsil ettiğine inandığım bu şehire kısa zamanda geri dönmeliyim. Aksi halde bu düşünceler ile uzaktaki yanılsamalarım artacak. Ama artan yanılsamalarım asla bu kente olan tutkuma zarar veremeyecek.
Nedeni çok basit: Ben İzmitliyim ve Kocaelisporluyum.....
Cem Sinan
Germany / Bocholt
25.07.06
bugün şu foruma bi daha yazarsam beni s!ksinler dedikten sonra akşama doğru korfez.org bünyesinde yapılan; "Kocaelispor için yazıyorum" yarışmasına katılan yazılardan bazılarını okudum. üzerinden 4 yıl geçmiş. dün gibi bizde katılmıştık..
işte sevgi buydu. türkan şoray diyordu ya "selvi boylum al yazmalım"da; sevgi neydi? sevgi emekti diye. emek verdik bunca sene, düzeltemediysekte belki biz yanlmışızdır. birinden biri düzelene kadar devam..ben düzelir miyim? ahbeabisi..
17 Aralık 2010 Cuma
Taner Gülleri Çok Sevdik Seni!
Öğrencilerden Taner Gülleri Röportajı. 1 yıl önce eklenmiş, ben ilk kez izledim. ne kadar sevimliler öğrenciler. Taner ne güzel bi insan.
hele o plastik topla okulun bahçesinde çocuklarla çekildiği fotoğrafı gördüğümde "niye ben çekilemedim öyle bi foto" diye yakardım :)
izleyin işte. on numara adam!
15 Aralık 2010 Çarşamba
Kocaelispor 2 - 0 Sakaryaspor

ne başkanı, ne yönetimi var bu takımın.
hafiften gariban osman modundayız hepimiz.!
maçı izleyememe, hatta dinleyememe çok koyuyordu başta. forumda benim gibi onlarca adam vardı. iş yerinden takip ediyor kimisi, kimisi gördüğü televizyona yapışıyor. kimisi klubeden izliyor
daha önce burada yazmıştım. bu çocuklar oynadıktan sonra zerre tereddüt etmiyordum. yenilseler bile "galiptir bu yolda mağlup" diyebileceğim adamlar oynuyor bu takımda.
maç sonunda Serdar'ın mikrofonu eline alıp ettiği laflar gerçekten "baba evine dönen kız" gibi. sahip çıkın bize diyor. gözlerim doldu be..
29 Kasım 2010 Pazartesi
17 Kasım 2010 Çarşamba
İzmit çocuğu

Güzel başladı bayram. Bal-kes maçındaki atmosfer, coşku başka bir yerde yaşanamayacak türdendi. rakibin kim olduğu, ne müsabakası olduğu, kaçıncı lig olduğunun önemi yoktu.
Yeşil Siyah renkli formaları giyen çocukların çoğunun ismini, tribünlerdeki büyük çoğunluk bilmiyordu. Çarşıda gezerken görebileceğiniz adamlardı çoğu. bayram öncesi validen bin lira harçlık almak bile mutlu edebiliyordu onları. çünkü düne kadar sahipsizdiler. tribün dışında kimse sahip çıkmıyor, telefon şarjlarını bile tesislere yakın büfeden yapıyorlar, fırından borç ekmek alıyorlardı belki. antrenmana gelirken bindikleri dolmuşun parasını Cem Sinan abilerinden utana sıkılı istemişti belki. Ancak çok sevdikleri futbola ve yıllardır alt kategorilerden itibaren sırtlarında taşıdıkları formayı A takımda giymişlerdi. bir çoğunun rüyasıydı belki bu. Serdar Topraktepe'yle oynuyorlardı işte. Belki çok büyük değildi hayalleri, beki bu yüzden mutluydular.
Bu kadar özverili, bu kadar arkadaşça bir takım; hani mahalle maçları yapardın herkes senin mahallenden olurdu, mahallenin abisi takımı kurardı işte öyle bir takımız. Büyük Abimiz bu klübün en efsane futbolcularından biri olarak tarihte yer alacak Serdar TOPRAKTEPE!!

Balıkesir maçının sonunda çok eğlendik. Aydın apaçi dansı yaptı. Serdar o kadar yorulmuştuki sevinirken bile zor zıplıyor. gençleri saha içinde yönlendirip oyunu yönlendiriyor onu hepimiz biliyoruz. maç sonunda maratonun önünde toplanan takım arkadaşlarına, kardeşlerine kale arkayı ve numaralyı işaret etti. Sonra tüm takım, tribünleri dolaştı. Her galibiyet sonrası şampiyonlar ligini almış gibi seviniyoruz. Çünkü biliyoruz ne zorluklarla ne büyük özverilerle oynuyorlar. arada tribünde dayanamayıp bağırsamda kızamıyorum hiçbirine.
bayram iyi başladı dedik ya illa ki bi gudubetlik olacak özel hayatta. oldu da. neyseki bugün maç var oradan yırtabiliriz belki yıkıntıyı atlatabiliriz. yenmek önemli değil, o formayı hak eden adamların giymesi olay.
izmit çocuğu şekli..
5 Ekim 2010 Salı
Sensiz Bi Hayat Olmaz Olsun

bu artık çok acı vermeye başladı. işten çıkınca internete girip forumlara bakıyorum, blogları okuyorum. seinfeld izliyeyim dedim geçen akşam o bile güldürmedi be. bu sevgi zulme dönüştü. bir garip taraftarız be. çocuk gibi sevindik, belki bi sonraki iç saha maçını göremeyeceğiz bile. belki son maçımızdı bu bağırdığımız. biri bağırıyordu "hadi kardeşim son maçta bari bağıralım" diye. futbolcular maç sonunda tribüne koştu, onlarda çok üzgün. çoğu biz gibi kocaelispor taraftarı. zaten prosedürde profesyonel oldu bir çoğu ama yaşamları hala amatör mecburen.
tribüne koşup sarıldı herkes. Yıllardır sevemediğim Ercan kuleye çıktı o bile sempatik geldi. hepsine tek tek helal olsun, yolları açık olsun. Serdar Topraktepe ise sonradan gelip tribüne açıklama yaptı adeta. Bu çocukların hepsi forma için savaştı beş kuruş almadan dedi. nasıl bir dram yahu. gidip ingiliz holiganların filmlerini dilden dile anlatacağınıza bu aşkı film edin!!
dipnot: teşekkürler Adana Demir. o takım peşinden 10 saat yol gelen arkadaşlara dönüşte yol bitmek bilmemiştir. hepsine selam olsun..
28 Eylül 2010 Salı
6 Eylül 2010 Pazartesi
Konuşana değil Konuşturana bak!
Koca olmak artık bizden çıkmış, herkesin karısı haline gelmişiz. Sokaktan geçen her bıyıklının çimdik attığı, “yavrum hepsi senin mi?!” nin bile çok görüldüğü, mahallenin ‘yollu’su olmuşuz. Evet bir futbol takımından bahsediyorum.
Futbolcular ise Türk filmlerinde ortaya doğru itilen çaresiz kadınlar gibi; Oynaaaa!!! Çaatt.!! (tokat efekti)
Taraftarların kimisi pavyon önünde içeride konsomasyondaki kadından para bekleyen pezevenkler gibi, kimisi Pavyondaki tanıdığını devreye sokup hesap ödemeyen müşteri. Kimi içip içip kavga çıkarıyor kadın çıkarmaya çalışıyor. Herkes şaşırmış. Kimiside dansöze para yapıştırıyor.
Futbolcular aylardır para alamadan oynuyorlar, başkan çıkıp “biz çok özverili davranıyoruz, mücadele ediyoruz” diyebiliyor hala. Neresinden dönersen dön kar olmuyor işte.
Tribünler seni adam gibi duruşun için sevmişti. Peki bu haller adama yakışıyor mu? Ramazan ayında dilenciliğe başlayanlar yine bir ay istiyor sonra ortadan kayboluyorlar. Ama bu takım öyle değil. Her gün para istiyor, her gün ağlıyor birileri. Belediye başkanı denen adam dalga geçip, rencide edip, küçük gördükçe para isteyenler daha küçülüyor, daha alçalıyor.
Belediyeyi suçlayanlar var. Belediye başkanını ve onun zihniyetinden haz etmem. Hatta yaptıkları her şey bana batar. İzmit’in ağzına sıçtıklarını düşünüyorum. Ancak Kocaelispor konusunda sadece boynumu büküyorum. Ne demişler adamlar? Konuşana değil Konuşturana bak! İşte bu klüple bu kadar alay edilmesini, bu kadar küçük düşürülmeyi, bu kadar rencide olmayı hak ettirenler, bu adamı konuşturanlar suçludur. Suçlu iyi niyetli olduğunu söyleyen ve artık yeter dediğim Muammer Çelik onun öncesinde herkesin bildiği Serhan Gürkan’dır.
Geçen sezon Muammer Çelik rüzgarı vardı. Herkes ona güveniyordu. Devre arası transfer yapıldı. Sonuç; 2. yarı tarihin en boktan takımı.. Peki iyi niyetle yapıldı. klüp ligde kalır belki diye yapıldı hepsi. Bizde istemezdik ama toplama kampı gibi bütün veremli süperlig kaşarı adamları toplayınca takım olunmuyor! Bunu yıllardır anlamadınızsa yöneticilik yapmayın. Kahvede hergün fanatik okuyan adamdan farkınız yoksa, sırf paranız var diye yöneticilik yapmayın! Şirketlerim var belediyeden ihale alır kazandığım paralarla klübe katkı sağlarım diye yöneticilik yapmayın! Yapılmasın arkadaş! Şu klüpte kimin eli kimin cebinde belli değil! Bakkal dükkanından farkı yok. Bi deftere gelirler giderler yazılıyor, Şaka gibi! Ne farkın var senin mahalle maçı yapan çocuklardan?
Mahalle takımlarının başlarında hep bi abi olurdu. Mahallenin yaşça biraz daha büyüğü, futboldan anlayan. Takımı o kurardı, kimler oynayacak o belirlerdi. Maç kaybedilecek gibiyse ne zaman kavga çıkarılacak, ne zaman adamları sakatlamaya yönelik takoz gibi saldıracağız, hep ondan çıkardı. İşte o abilerden ne farkınız var klüp başkanları?! Kimisinin baba parası var kimisinin bi kaç şirketi ve götlerini dayadıkları belediye!!..
Amatörlükten profesyonelliğe geçiş demek bu değilki be birader! Bu resmen yavşaklık!! Biz amatör ruhu sevdik! Biz o mahalledeki abiyi istedik sezon başında. O tutumu bekledik Muammer Çelik’ten. Yapmadı veya yapamadı. Belediye para verir kurtarırım bi sezonu dedi, yemedi. Belediye, köpeğin önüne atılan kemik gibi sezon başında gündeme gelen kum çakıl işini attı önüne. Zaten sıçmıştık anca üstünü örtmeye yarardı o kum..
Ancak sezon başında; “bu takım bu halde bi bok yiyemez. Kıpırdayamıyoruz. Transfer yapamıyoruz, oyunculara para veremiyoruz. Deplasman masraflarını karşılayamıyoruz. Tesisler dökülüyor, personele maaş veremiyoruz. Beş kuruş gelirimiz yok. Eski borçlar, önceki yıllardan alacakların her gün yenisi karşımıza çıkıyor. Bu halde her sezon bir alt lige düşeriz. O yüzden neşteri vurup tak diye bir sezonda amatöre düşüp, oradan yeniden başlayacağız. Belki 5-10 senemizi kaybedeceğiz ancak onurumuzu, klübümüzü kazanacağız. Bağımsız bir klüp olacak. Kimseye bağımlı olmayacak. Kişilerin omuzlarında durmayacak kendi ayakları üzerinde durabilecek bir şirket olacak Kocaelispor! Belediyeyede ihtiyacımız yok. Başkan eskiden çok para verdiğini söylüyor, kimin parasını kime veriyor. Cebinden o kadar para veremeyeceğine göre devletin parasını çar çur ediyor. Biz bunu istemeyiz. Bu yasalda değildir ahlakide değildir. Bundan sonra Kocaelispor klübü kimsenin malı değildir.!! Kimsenin kucağında da değildir!! “ dese diyebilse. O cesareti olsa! Onbinleri arkasına alıp daha güçlü yürürdü yoluna. Ama bu duruşu gösterebilecek adam önceden çıkıp para için yönetimden ayrıldım paramı geri istiyorum demezdi. Bizde hülyalardaymışız.. seneye bi alt ligde yine hüsran dolu günlerleyiz. Kocaelispor bu ligden düşmese bile gönüllerden düşürülüyor. Yoldan her geçenden sigara ve 1 lira isteyen sinyalci gibi kullanılıyor. Bu bana çok acı veriyor..
Ancak unutmamalı; Hayat varsa Umut vardır!
28 Temmuz 2010 Çarşamba
Kombine satışında satışa gelmek!

"Büyük Kocaelispor taraftarı" İşte böyle diyorlar, hala gazla çalışan arkadaşlarımız kalmış mı? diye bakıyorlar. Klüp bank asyadan düşmüş, zamanın 3. ligindeyiz şimdi. Kombine satışı bekleniyor. Biz takımımız ne halde olursa olsun kombine veya biletimizi alıp maçımıza gideriz. Çünkü taraftarız, taraftarlık bunu gerektirir. Takımınız 3. lige düştüğünde bir başka takımın peşinden koşmaya başlamazsınız. Ya da siktirin gidin başlayın benim tek takımım var.
Bunu bilen yöneticiler klübe para kazandırmak için kombine fiyatlarını açıklarken, gerçekten para kazanacaklarını, fazlaca kombine bilet satılacağını düşünmüşler midir? bu kadar iyimser olabilirler mi?
Süper Ligdeyken 300 liraya klübün sattığı kombineyi taraftar derneğinden yarı fiyatına alabiliyorken, bu taraftarın size güvenip bu kombinelerden satın almasını beklemek, fazlaca iyimserlik olur.. Peki her fırsatta klüp için en iyisini düşündüğünü söyleyen, klübe sahip çıkan taraftar derneğine güveni kalan var mı? o paraların nereye gittiği, o kadar kombine biletin yönetim tarafından verilmediyse, nasıl bulunduğu? hiç merak etmiyor musunuz?
Biz bitmişiz! bizden bi bok olmaz arkadaş. amatöre doğru gidiyoruz işte kendinizi kandırmayın artık yeter! büyüklüğünüz filan kalmadı. küçüldük hatta onursuz bi klüp olduk. klübü kapayıp amatörden tekrar başlayın artık yeter bu rezillik.






