
15 Aralık 2010 Çarşamba
11 Aralık 2010 Cumartesi
Boluspor 2 - 1 Mersin İdman Yurdu
Futbol hakkında konuşulacak şey. topu rakip sahaya yık, şişirme dediğimiz uzun toplarla pozisyon bulabilirsen, rakip defasn bi hata yaparsa golü atarsın.
iki takımda böyle düşündü. boluspor kendi sahasında olduğundan ve yamulmuyorsam 2. ligin en çok gol atan takımı olmasının göstergesi baskılı oynadı. yani baskılı dediğim maçın çoğu mersin idman yurdu sahasında oynandı. bir türlü golü bulamadı Bolu. Yaser Yıldız çok uygun pozisyonlarda son vuruşu düzgün yapamadı.
Kar yağışı hiç durmadığından 2. devre futbolcuların ayakkabıları kar altına gömülü şekilde devam ettiler. arada maç durdu çizgilerdeki karları temizledi görevliler.
artık gol olmayacak atarsa şansa bolu atar derken. Mersin forması altında, tanıdık bir isim Fatih Şen sol kanattan ortaladı, Bolu kalecisi Atacan iki adım attı ileri doğru çıkıp topu almaya yeltendi ama baktı olmayaca geri de dönemedi. kafayı vuran forvet golü attı.
öyle bir sevindiler ki mersinli futbolcular. elbette haklarıydı o sahada o havada mücadele etmişler bir gol bulmuşlardı. vay be golü atan kazanır derken Mersin bi kontradan golü yapmış apışıp kalmıştım. Hatta Mersin kalecisi Kerem İnan gol sonrası her kale vuruşunda vakit kazanmaya (veya kaybettirmeye) çalışıyordu. hakem 3-5 sefer uyardı ama kart göstermedi bir türlü. belkide o tipi altında orta sahadan o da göremedi Kerem'i.
80 de golü bulan Mersin artık zamana oynuyor, topa bir Mersin defansı vuruyor top Bolu defansına kadar gidiyor, bir Bolu defansı vuruyor top Mersin defansına kadar gidiyor. böyle bi git gel yaşandı yaklaşık 10 dakika. dan dun herkes topu iler vurmanın peşinde..
90. dakika bitmişken Yaser ceza sahası önünde düşürüldü. "aha" dedim "hakkı olan golü atacak sonunda bolu". 90+1 de Erdem tam köşeye yerden vurdu ve Kerem uzandıysada dokunamadı. İşte futbol tanrıları karda olsa tipi de olsa yine oradaydılar. yediği gol sonrası zaten hiç sevmediğim ve hep roma olimpiyat stadında polisin kafasındaki kaska yumruk atışıyla aklıma kazınan Kerem çirkeflik yapıp hakeme salça oldu. topu bolululara vermedi filan. tatsız şeyler. sen misin topu vermeyen dercesine 5 dakika sonra hemen hemen aynı yerden çok güzel bir serbets vuruş golü daha atarak kapağı kapadı yine Erdem.. pozisyon bariz penaltıyken hakem orta hakem görememiş yan hakem ısrarla bayrağı kaldırıp elini göstermiştir. yani Mersinli bi futbolcu "dureydim burda getme diyeydim " dercesine ellerini açmış ve topla oynamıştı. ancak ortada ne bi çizgi kalmıştı ne ceza sahası o yüzden hakem penaltı vermek yerine serbest vuruşu seçti.. sen penaltı vermesende futbolun 3 harflileri o topu bi şekilde kaleye soktu..
Kerem ise artık sadece küfür ediyordu boynu bükük bir şekilde..
Mersin taraftarı deplasman yapmış ve o üstü açık tribünde üstlerine kar yağarken zıplamaları ve bi süre sonra yarı çıplak kalmaları. çok yazık onlara üzüldüm ancak Kerem'e o golü atmasaydıda üzülürdü. Çok zevkli bir maç oldu. Bolu dan Mersin'e dönecek taraftarları düşünüp kendimi onların yerine koyunca ise diyecek söz bulamıyorum. doktorum geçen hafta bana önerdiği, Nurofen Coldu öneriyorum..
geçmiş olsun..
ekleme: karlar altında akşlıma şu maç geldi videoyu buldum burayada koyuyoyurm..
29 Kasım 2010 Pazartesi
17 Kasım 2010 Çarşamba
İzmit çocuğu

Güzel başladı bayram. Bal-kes maçındaki atmosfer, coşku başka bir yerde yaşanamayacak türdendi. rakibin kim olduğu, ne müsabakası olduğu, kaçıncı lig olduğunun önemi yoktu.
Yeşil Siyah renkli formaları giyen çocukların çoğunun ismini, tribünlerdeki büyük çoğunluk bilmiyordu. Çarşıda gezerken görebileceğiniz adamlardı çoğu. bayram öncesi validen bin lira harçlık almak bile mutlu edebiliyordu onları. çünkü düne kadar sahipsizdiler. tribün dışında kimse sahip çıkmıyor, telefon şarjlarını bile tesislere yakın büfeden yapıyorlar, fırından borç ekmek alıyorlardı belki. antrenmana gelirken bindikleri dolmuşun parasını Cem Sinan abilerinden utana sıkılı istemişti belki. Ancak çok sevdikleri futbola ve yıllardır alt kategorilerden itibaren sırtlarında taşıdıkları formayı A takımda giymişlerdi. bir çoğunun rüyasıydı belki bu. Serdar Topraktepe'yle oynuyorlardı işte. Belki çok büyük değildi hayalleri, beki bu yüzden mutluydular.
Bu kadar özverili, bu kadar arkadaşça bir takım; hani mahalle maçları yapardın herkes senin mahallenden olurdu, mahallenin abisi takımı kurardı işte öyle bir takımız. Büyük Abimiz bu klübün en efsane futbolcularından biri olarak tarihte yer alacak Serdar TOPRAKTEPE!!

Balıkesir maçının sonunda çok eğlendik. Aydın apaçi dansı yaptı. Serdar o kadar yorulmuştuki sevinirken bile zor zıplıyor. gençleri saha içinde yönlendirip oyunu yönlendiriyor onu hepimiz biliyoruz. maç sonunda maratonun önünde toplanan takım arkadaşlarına, kardeşlerine kale arkayı ve numaralyı işaret etti. Sonra tüm takım, tribünleri dolaştı. Her galibiyet sonrası şampiyonlar ligini almış gibi seviniyoruz. Çünkü biliyoruz ne zorluklarla ne büyük özverilerle oynuyorlar. arada tribünde dayanamayıp bağırsamda kızamıyorum hiçbirine.
bayram iyi başladı dedik ya illa ki bi gudubetlik olacak özel hayatta. oldu da. neyseki bugün maç var oradan yırtabiliriz belki yıkıntıyı atlatabiliriz. yenmek önemli değil, o formayı hak eden adamların giymesi olay.
izmit çocuğu şekli..
6 Kasım 2010 Cumartesi
Adamsın Chris Paul
Hafta sonu sebebiyle müsaitiz, Miami - New Orleans maçı vardı. NBA stüdyo sonrası onu izledim. Lebron, Wade, Bosh üçlüsünü merak ediyordum, nasıl oynuyor üçü bir arada diye. Ben Miami nasıl oynayacak diye bakarken, New Orleansta Chris Paul 1,80 boyuyla alayının eline verdi dün gece. Hele Arroyo'yla eğlendi.
Sürekli takip edemesekte, Jason Kidd'in eşşek olsa sayı atar pasları gibi paslarıyla. Sokak basketbolcuları gibi driplingleriyle beni benden aldı. demek ki her zaman yıldızlar kazanacak diye bir olayımız yokmuş. Adamsın Paul!
27 Ekim 2010 Çarşamba
Kaza Süsü
ve kaza süsü versin
cansız bedenime
nasıl da sevinirdim
ilkokul pencerelerine bayrak asarken
doğduğum kazanın
her bayram öncesi süslenmesine
Çay bardağı biçiminde yontulsun
mezar taşlarım
ve yaşamdan bir tek yudum
bile alamayacağım için
üstlerine yatay olarak
bir de kaşık
konsun
Ne başucuma
ne de ayak ucuma dikilsinler
biri sağımda
diğeri solumda olsun
ki görenler
mezarı sansınlar
bir çocuğun
Peşlerinde koşturarak papazı
kiliseden çaldıkları
günah çıkarma kulübesinde
şiir kurtuluş örgütünü kuran
kenan evren lisesinden terk çocuklar
mutlaka gelirler cenazeme
her birinin elinde deniz yıldızı
Üzülmeyin dostlarım
ezbere bilirim latince sözcüklerini
hayvanlar ansiklopedisinin
adını bilmemiş olmaktan
utanmayacağım asla
tabutumun içine girecek
ilk böceğin
Sunay Akın
5 Ekim 2010 Salı
Sensiz Bi Hayat Olmaz Olsun

bu artık çok acı vermeye başladı. işten çıkınca internete girip forumlara bakıyorum, blogları okuyorum. seinfeld izliyeyim dedim geçen akşam o bile güldürmedi be. bu sevgi zulme dönüştü. bir garip taraftarız be. çocuk gibi sevindik, belki bi sonraki iç saha maçını göremeyeceğiz bile. belki son maçımızdı bu bağırdığımız. biri bağırıyordu "hadi kardeşim son maçta bari bağıralım" diye. futbolcular maç sonunda tribüne koştu, onlarda çok üzgün. çoğu biz gibi kocaelispor taraftarı. zaten prosedürde profesyonel oldu bir çoğu ama yaşamları hala amatör mecburen.
tribüne koşup sarıldı herkes. Yıllardır sevemediğim Ercan kuleye çıktı o bile sempatik geldi. hepsine tek tek helal olsun, yolları açık olsun. Serdar Topraktepe ise sonradan gelip tribüne açıklama yaptı adeta. Bu çocukların hepsi forma için savaştı beş kuruş almadan dedi. nasıl bir dram yahu. gidip ingiliz holiganların filmlerini dilden dile anlatacağınıza bu aşkı film edin!!
dipnot: teşekkürler Adana Demir. o takım peşinden 10 saat yol gelen arkadaşlara dönüşte yol bitmek bilmemiştir. hepsine selam olsun..
28 Eylül 2010 Salı
6 Eylül 2010 Pazartesi
Konuşana değil Konuşturana bak!
Koca olmak artık bizden çıkmış, herkesin karısı haline gelmişiz. Sokaktan geçen her bıyıklının çimdik attığı, “yavrum hepsi senin mi?!” nin bile çok görüldüğü, mahallenin ‘yollu’su olmuşuz. Evet bir futbol takımından bahsediyorum.
Futbolcular ise Türk filmlerinde ortaya doğru itilen çaresiz kadınlar gibi; Oynaaaa!!! Çaatt.!! (tokat efekti)
Taraftarların kimisi pavyon önünde içeride konsomasyondaki kadından para bekleyen pezevenkler gibi, kimisi Pavyondaki tanıdığını devreye sokup hesap ödemeyen müşteri. Kimi içip içip kavga çıkarıyor kadın çıkarmaya çalışıyor. Herkes şaşırmış. Kimiside dansöze para yapıştırıyor.
Futbolcular aylardır para alamadan oynuyorlar, başkan çıkıp “biz çok özverili davranıyoruz, mücadele ediyoruz” diyebiliyor hala. Neresinden dönersen dön kar olmuyor işte.
Tribünler seni adam gibi duruşun için sevmişti. Peki bu haller adama yakışıyor mu? Ramazan ayında dilenciliğe başlayanlar yine bir ay istiyor sonra ortadan kayboluyorlar. Ama bu takım öyle değil. Her gün para istiyor, her gün ağlıyor birileri. Belediye başkanı denen adam dalga geçip, rencide edip, küçük gördükçe para isteyenler daha küçülüyor, daha alçalıyor.
Belediyeyi suçlayanlar var. Belediye başkanını ve onun zihniyetinden haz etmem. Hatta yaptıkları her şey bana batar. İzmit’in ağzına sıçtıklarını düşünüyorum. Ancak Kocaelispor konusunda sadece boynumu büküyorum. Ne demişler adamlar? Konuşana değil Konuşturana bak! İşte bu klüple bu kadar alay edilmesini, bu kadar küçük düşürülmeyi, bu kadar rencide olmayı hak ettirenler, bu adamı konuşturanlar suçludur. Suçlu iyi niyetli olduğunu söyleyen ve artık yeter dediğim Muammer Çelik onun öncesinde herkesin bildiği Serhan Gürkan’dır.
Geçen sezon Muammer Çelik rüzgarı vardı. Herkes ona güveniyordu. Devre arası transfer yapıldı. Sonuç; 2. yarı tarihin en boktan takımı.. Peki iyi niyetle yapıldı. klüp ligde kalır belki diye yapıldı hepsi. Bizde istemezdik ama toplama kampı gibi bütün veremli süperlig kaşarı adamları toplayınca takım olunmuyor! Bunu yıllardır anlamadınızsa yöneticilik yapmayın. Kahvede hergün fanatik okuyan adamdan farkınız yoksa, sırf paranız var diye yöneticilik yapmayın! Şirketlerim var belediyeden ihale alır kazandığım paralarla klübe katkı sağlarım diye yöneticilik yapmayın! Yapılmasın arkadaş! Şu klüpte kimin eli kimin cebinde belli değil! Bakkal dükkanından farkı yok. Bi deftere gelirler giderler yazılıyor, Şaka gibi! Ne farkın var senin mahalle maçı yapan çocuklardan?
Mahalle takımlarının başlarında hep bi abi olurdu. Mahallenin yaşça biraz daha büyüğü, futboldan anlayan. Takımı o kurardı, kimler oynayacak o belirlerdi. Maç kaybedilecek gibiyse ne zaman kavga çıkarılacak, ne zaman adamları sakatlamaya yönelik takoz gibi saldıracağız, hep ondan çıkardı. İşte o abilerden ne farkınız var klüp başkanları?! Kimisinin baba parası var kimisinin bi kaç şirketi ve götlerini dayadıkları belediye!!..
Amatörlükten profesyonelliğe geçiş demek bu değilki be birader! Bu resmen yavşaklık!! Biz amatör ruhu sevdik! Biz o mahalledeki abiyi istedik sezon başında. O tutumu bekledik Muammer Çelik’ten. Yapmadı veya yapamadı. Belediye para verir kurtarırım bi sezonu dedi, yemedi. Belediye, köpeğin önüne atılan kemik gibi sezon başında gündeme gelen kum çakıl işini attı önüne. Zaten sıçmıştık anca üstünü örtmeye yarardı o kum..
Ancak sezon başında; “bu takım bu halde bi bok yiyemez. Kıpırdayamıyoruz. Transfer yapamıyoruz, oyunculara para veremiyoruz. Deplasman masraflarını karşılayamıyoruz. Tesisler dökülüyor, personele maaş veremiyoruz. Beş kuruş gelirimiz yok. Eski borçlar, önceki yıllardan alacakların her gün yenisi karşımıza çıkıyor. Bu halde her sezon bir alt lige düşeriz. O yüzden neşteri vurup tak diye bir sezonda amatöre düşüp, oradan yeniden başlayacağız. Belki 5-10 senemizi kaybedeceğiz ancak onurumuzu, klübümüzü kazanacağız. Bağımsız bir klüp olacak. Kimseye bağımlı olmayacak. Kişilerin omuzlarında durmayacak kendi ayakları üzerinde durabilecek bir şirket olacak Kocaelispor! Belediyeyede ihtiyacımız yok. Başkan eskiden çok para verdiğini söylüyor, kimin parasını kime veriyor. Cebinden o kadar para veremeyeceğine göre devletin parasını çar çur ediyor. Biz bunu istemeyiz. Bu yasalda değildir ahlakide değildir. Bundan sonra Kocaelispor klübü kimsenin malı değildir.!! Kimsenin kucağında da değildir!! “ dese diyebilse. O cesareti olsa! Onbinleri arkasına alıp daha güçlü yürürdü yoluna. Ama bu duruşu gösterebilecek adam önceden çıkıp para için yönetimden ayrıldım paramı geri istiyorum demezdi. Bizde hülyalardaymışız.. seneye bi alt ligde yine hüsran dolu günlerleyiz. Kocaelispor bu ligden düşmese bile gönüllerden düşürülüyor. Yoldan her geçenden sigara ve 1 lira isteyen sinyalci gibi kullanılıyor. Bu bana çok acı veriyor..
Ancak unutmamalı; Hayat varsa Umut vardır!
