
Pazar günü olmasına rağmen erken kalktık çünkü bu maç çok kalabalık olacaktı. Mahalleden 7 kişi kale arkaya girelim dediler onlara uyduk gittik. maça 2 saat olmasına rağmen hemen bilet alıp içeri girdik. tribünler boştu henüz. kale arkada çekirdekçi tayfa uyanıklık yapıp erken gelmiş her zaman kale arkanın köşelerinde olan adamlar oradaydılar yine.
yavaş yavaş tribünler doldu. maratonun ortasına bakınca her maç nasıl bi koltukta 3 kişi durduğumuzu anladım. uzaktan bakınca daha iyi anlaşılıyor. ortaya yığılan bi kitle var maratonda. gerçi maçın başlamasına yaklaştıkça maratonda ne merdiven boşluğu ne koridor bi boşluk gözükmüyordu. kapıların ağızlarında bile bi sürü insan vardı. kale arkada dolumuştu. maç başlamadan tepeye çıkıp dışarının kalabalığına bakmak istedim. ağzım açık kaldı. kale arkasındaki kadar daha adam vardı dışarıda. ip gibi dizilmişler. bu adamlar giremez diyordum zaten maç başladı kapılar kapandı. elinde bileti, kombinesi olan adamlar bile dışarıda kalmışlar. maçın ilk dakikasından, demir kapının kırılmasına kadar kapıya vurdular kapının o gıcık sesi geliyordu. "iyi ki erken gelmişiz dışarıda olsam kafayı yerdim" diye düşündüm.

maça çok iyi başladık. ilk yarı öyle bir Kocaelispor vardı ki. ağzım açık, yanımdakini dürterek izledim. "lan napıyoruz biz" dedim yanımdakilere. o kadar güzel paslaşıp o kadar güzel sahasına hapsettik eskişehiri. Taner acaip pozisyonlar kaçırdı. saç baş yoldurttu bize. Soldan Akeem'in içeriye attığı pozisyonda bomboş Adem beni yanıltmayarak topu dışarı attı. tek kale oynayıp gol atamıyorduk. Nsumbu mükemmel bi herif. Topu çok güzel saklıyor, sağa sola dağıtıyor. hemen şişireyim diye oynamıyor adam. ilk yarı bittiğinde herkesin yüzü gülüyordu ama keşke atsaydık diyordu. böyle oynarsak gol atacağımızı biliyorduk. sanki geçen hafta bursa daki takım bu değildi! bursa ya karşı böyle oynasak bi 5 gol onlara atabilirdik. bu takımı böyle oynarken görünce ilk yarıda kaybettiğimiz puanlara daha bi yanıyorum..

ikinci yarı eskişehir daha çok pas yaparak başladı. orta sahada kalabalıklaştılar. ileriye fazla adamla çıkmaya başladılar. bunu beklemeyen defansımız bi iki pozisyon afalladı. Hele Batuhan'ın bi pozisyonu varki evlere şenlik. orta sahadan atılan bi pas batuhan kaleciyle karşıkarşıya kalıyor. Kılıç müdahale ediyor top direkten dönüyor. yüreğimiz ağzımıza geliyor ve aklımıza ilk yarıda Muhammed Özdin'in çataldan dönen kafa vuruşu geliyor.
Ardından yine saldırmaya çalışıyoruz ama ilk yarıdaki pozisyonları bulamıyoruz. ikinci yarı ortalarında iyiden şişirmeye başlıyoruz. oturduğum yerde "lan kanser olursam sebebi sizsiniz" diye bağırıyorum.. yanımda oturan arkadaşa 65. dakikada merak etme şimdi değil 80de atıcaz 1-0 alıcaz maçı rahat ol dedim ve ondan sonra pek fırlamadım ayağa. taa ki Taner'in o yumuşak kafa vuruşu gol atmasına kadar. 2-3 dakika erken söylemiştim ama atmıştık işte.. Taner o kadar pozisyon kaçırsada bu sezon sanırım ilk kafa golünü atmış oluyordu.
Gol yiyene kadar zaman geçirmeye çalışan eskişehirli futbolcular keşke biraz daha onurlu olsalardı maç içinde. Aynı sebepten Serdar Kulbilge den nefret ediyorum. o herif yapıyor ama Gs maçında sakatlandığından beri kaleyi Kılıç koruyor ve çokta iyi.
geçen sene Emre Güneş'in malatya maçı öncesi "bu maç garanti rahat olun, bizim yöneticiler bağlamış maçı" tüyosuna rağmen 4-0 yenildiğimiz malatya maçından sonra yenmiştik Eskişehir'i ve o maçtan sonra tekrar dirilmiştik.
inşallah şimdi yine öyle olur ve küme düşmeyiz. ayrıca Serdar Topraktepe ikinci yarı oyuna girdi ve sağlam 2 depar attı. biz ağzımız açık kaldık. büyüksün Serdar! sadece yaşça değil anladın sen onu..
geçen sene koltuk kırıp sahaya fırlatan avellere sesleniyorum;
maç öncesi adalıda köfte 3 tl
hyundai kale arkası tribün bileti 10 tl
es es'e her sene koymak ise paha biçilemez!


