17 Ocak 2012 Salı

Mayalar haklı çıksın, bu azap burda bitsin

tarihi hatırlamıyorum, hava güneşliydi, babam ve amcamla beraber maça gidecektik. Onların hafta sonları hep gittiği, benim merak ettiğim çok duyduğum ama hiç görmediğim maç izlemek için stada gidecektik. Satıldığını sadece maçta gördüğüm dışarıda bi dükkanda v.s. hiç görmediğim Alaska Frigo almıştı babam.
O zaman adını bile bildiğimi sanmıyorum futbolcuların, çünkü isimlerin önemi yoktu o zaman. Hayatında ilk defa o kadar insanın bağırıp çağırdığını, küfürler savurduğunu görecektim.
Gazeteden yapılmış kayık misali güneşten koruyan şapkalar, betona oturma diye sağdan soldan uzatılan gazeteler. Seka'dan çuvallarla gelen konfetileri yakalamaya çalışmak.

Eskişehirspor diye bir takımmış karşı taraftaki, o zaman bilmiyoruz adını 2. lig klüplerinden tvde ne kadar bahsediliyorki bilelim.
Kale arkalarında havada duran toplar o kadar ilgi çekiciydi, mükemmeldi. Onlardan gözümü alamadım epey. Babama sorduğumu hatırlıyorum bunlar ne diye. Şimdi üzerlerinde Çenesuyu reklamı olan toplar.

Eskişehirsporlu olanlar, ilgimi acaip çeken küfürler ediyorlar. Maçın hakemi bişeyler diyor galiba, maç duruyor mu o zaman o bilinçte olmadığımdan bilmiyorum ama kale arkasında tam karşımızda olan Eskişehirsporluların olduğu tribüne polisler giriyor. Olay çıkıyor polisler geri kaçıyorlar. O şekilde susturamadıkları taraftarları, itfaiye aracı gelip tazzikli su ile ıslatıyor. Hayatımda o ana kadar gördüğüm en ilgi çekici olaylar. Bu nasıl bi adrenalin, gözlerimi alamıyorum. Bizim tribünde herkes “oh oh” diye eğleniyor gülüyor. Hani herkes sustuğunda aradan bi amca çıkıp bağırır tüm tribün onun sesini duyar ya. İşte o amcalardan o zamanlar çok var ve bence onlar bu tribünleri bana sevdiren şeylerden ilk 5e girer.


O zaman herşey daha güzel geliyordu bize elbet. Cehalet mutluluktu.

Hafta sonu Körfez FK maçına gittim. Açıkçası rakip Adana demirspor olmasa pursaklar filan olsa gitmezdim. Atkımla beraber Adana demirspor tribünlerine girip maçı izlerim dedim. Girişte polisten bi fırça yedik hamdolsun. Neymiş Kocaelispor tarafı diğer tarafmış, verdiği akıla bak. Adanalı arkadaşlara hoş geldiniz dedik bi çuval çekirdekle beraber girdik içeri. İçeride başka polislerde ne işiniz var sizin burda dedi, atkılarımızı göstererek. İtip dışarı çıkarmaya çalıştılar. Polis bu kadar laf etti bi tane adanalı çıkıp sizin ne işiniz var demedi. Tribünde en apaçi takılan adana demirli gençe atkıları değişelim mi diye sordum, bu yaştan sonra rencide olduk. Arkadaş niye ona sordun olm bi sürü efendi adam var verebilecek dedi. ben gudubet olduğumdan böyle durumlarda en kıl tipi seçerim uyuzluğuna.
Neyse maçın 1. dakikasında gol oldu. İlk yarıda başka atak oldu mu olmadı mı bilmiyorum bile. Mahalle maçı izlesek daha fazla eğlenirdik zevk alırdık ne bileyim. Sahada ne oynadılar hiç anlamadım. İlk yarının sonuna doğru çıktık stattan. İnsanın futboldan nefret etmesini istiyorsanız, bağlayın tv nin karşısına izletin bu maçı. İkinci yarıyı izlemesekte, ilk yarı oynanan şey bir fikir veriyor.
Tribünden çıkarken yine polisle bi ton mevzu oldu. Adam 80.dakikaya kadar çıkamazsın diyor. Ya kardeşim manyak mısınız. Eziyet mi ediyorsunuz niye izleyeyim zorla maçı. Hasta filanda olamazsınız yani, çıkmak yasak. Kapı önünde bağırıp çağırdık, burda durmak yasak dedi geldi başka bi polis. Kim yasakladı dedik, ben yasakladım diye cevap verdi. Bu nasıl bi iğrençlik! Sen neyi yasaklıyorsun ya. Amirime söylerim bak sizi tarzı laflar bile etti, bi çocuk zekasından bile daha geride olduğu belli bir şekilde. Amiri olan adam geldi, açın çıksınlar dedi lütufta bulunur gibi.
Futboldan nefret ettiren bi oyunun üstüne, zaten isyanlarda olan biz sistemden, adaletten herşeyden daha fazla nefret edip küfür savurup çıktık.

Ulan ben o stada ilk nasıl gitmiştim, şimdi nasıl çıktım. Ne hale getirdiniz Kocaeli’de insanları. Allah belanızı versin!!

21 Kasım 2011 Pazartesi

Kocaeli Sinemaları ve Seyircinin Aşırı Acıklı Hikayesi


Celal Tan ve Ailesinin Aşırı Acıklı Hikayesi, altın koza'nın en iyisi seçilmişken ve yönetmeni hemşerimiz Onur Ünlü iken bu film bu ilin sinemalarında vizyona girmiyor. Film normalde geçtiğimiz cuma vizyona girdi. Ben cuma günü bir heyecan filme gitmek için seans saatlerine bakmak istedim fakat filmin Kocaeli'de sinemalarda olmadığını görünce yıkıldım. Çok afedersiniz ama ne kadar sikindirik film varsa vizyondaki sinemaya getiriyorsunuz ama ödül almış bir filmi getirmiyorsunuz. (hani böyle öküzlemesine bile baksanız olmuyor.)

Film yapımcısı Eflatun Film'e mail attım onlarda maalesef izmit'ten talep olmadığını söylediler. Ne kadar üzücü bir durum, onlarda çaresiz filmi çekmişler tabi pazarlamacı gibi kapı kapı dolaşılmayacağından sinema sahipleri veya her kimseler gelip talep etmedikten sonra ne yapabilirlerki? hem o kadar reklam verildi bu film için.

Daha önce yine hayal kırıklığı yaşamış, Dobrowski olmuştuk Beş Şehir'i izlemek istediğimizde. Bu şehirde film izlemek denince; belsa plazadan satın aldığınız korsan cd veya internetten indirdiğiniz filmler geliyor aklımıza.

20 Ekim 2011 Perşembe

"ben bir şehit babasıyım"



bir şehit babası komando bıçağı fırlatsın artık!


adam çıkıp internet andıcından bahsetti bugün şehit haberi sonrası açıklamasında, bir kişi çıkıp aga bu nedir demiyor. ayıp ulan ayıp!

12 Ekim 2011 Çarşamba

Boynu bükükler


Şu anda mutlu olmalılar. Düştüğümüz hale bakıp bakıp şükretmeliler kendi hallerine. Gülüp, eğlenmeliler belki bir iki sene daha “Kocaelispor kumpanyası”nı izleyecekler. Belki bir kaç hafta daha. Durum bu şekilde, olaya böyle yaklaşmak kimseyi kötü yapmaz. Rakibin ne kadar kötüyse sevdiğin takım o kadar iyi gözükür dışarıya. Dolayısıyla Sakaryalılar şu halimize bakıp oh olsun demeli.

Ancak bir çokları bunu yapamıyor. Belki aynı senaryoyu yaşayabilecekleri gerçeği ortada durduğundan; belki yönetici saçmalamacaların onlarda da sıkça yaşandığından; belki yönetimden birinin canlı yayına bağlanıp, teknik direktörlerinin görevine son verdiklerini söylemesi gibi bir çok sebep olabilir. Kocaelispor’un olduğu yerde umut bitecekti belki ancak bu başkalarına bir şeyleri gösteriyor olmalıydı.

Yerel ve ulusal seçimlerde hiç oy kullanmadım, bir muhtar adayını sevmediğimden tanımadığım bir diğerine oy verdim o da kaybetti. Oy kullanmaya değecek birini görmediğimden, kötünün iyisini seçmek mantıklı gelmiyor bana. Neyse mevzu bu değil uzar gider bu sayfada.

2008 de Serhan Gürkan’ın karşısına çıkan Sinan Sipahi 284 oy aldı. Serhan Gürkan 346 oyla kazandı. Oy kullansaydım Sinan Sipahi’ye verirdim demiştim daha önce blogda. Kötünün iyisini seçmek mantıklı gelmiyor diyorum, biliyorum bir çelişki var ancak konu Kocaelispor olunca daha çok sahipleniyorum. Belki ulusal seçim içinde bu mantık geçerli olabilir. Tüm zamanların en kötü başkanını seçen 346 kişi, kendi çıkarları için seçtikleri abileri, trilyon verseler bir daha başkan olmam bile diyebiliyor.
0-9 yenildiğimiz maçta biletli seyirci sayısı 739. o kara günü yaşayan, acaba 10 olur mu? diye merakından maç sonuna kadar duran ve 10 olmayınca saçma sapan dokunsalar ağlayacak buruk bir sevinç yaşayan insanlardan hangisi o gün oy kullanan 346 kişiden birisidir? Bunları sorgulamakta saçmalıktır aslında.

Kocaelispor bitmiştir, Körfez belediye FK ise yine belediyenin kucağına oturtulmuş, a partisi gelirse a fk, b partisi gelirse b fk olmaya aday olduğundan, bayrak adam olarak gördüğüm Serdar Topraktepe ve Kocaelispor alt yapısı orada olduğu için maçlarına gittiğim takımdır. Gol attığında hatta galip geldiğinde bile sevinemediğim bir takım var elimizde.

Çilemiz hiç bitmiyor. İki çocuğundan birini doyurabileceği için, birini terk etmek zorunda kalan Afrikalı anne gibiyiz. Her daim boynu bükük olacağız.

9 Ekim 2011 Pazar

Kocaelispor 0 - 9 Yeni Malatyaspor

Seçin birini..





8 Ekim 2011 Cumartesi

Türkiye FK

Ülkemizde yolların ortasında rögar kapakları olmazsa olmazımız. Türk insanını, türk mimarisini, şehir planlamasını tanımada; ilerde toplum bilimciler, belki daha ilerde tarihçilerin yararlanacağı bilgilerdendir. Belki bin yıllar sonra bile bizi çözmek için kafa patlatacaklar, Toplumumuzu çözmeye çalışırken, Turist Ömer’in Zıt dediği komputer gibi çıldıracaklar.


Çünkü insanları çıldırtacak o kadar saçma sapan şeyler yapıyoruz ki, daha kötüsü bi çoğumuz artık alıştığımızdan bunlar normal gelmeye başladı.
Mesela Siyasette avrupa bildiğinin istemesiyle, birliğe katılabilmek için yaptığımız değişiklikleri; hayatımıza, toplumumuza yansıtmak, çarkları o kurallara göre döndürmek değil de avrupalıya o kurallara uyuyormuşuz gibi göstermek asıl yapmak istediğimiz. Yani adamların karşısına geçip kuralları yerine getirdik, artık koltuk altımızdaki defterde notumuzu aldık diyoruz ancak arka bahçede hiç öyle değil.

Futbolda uefa kriterlerine uymaktan bahsediyoruz. Neemiş uefa kriterleri? kimsenin umrunda bile değil aslında. Önemsediğimiz şey, kendi düzenimizi bozmadan bu işten nasıl sıyırılırız? Tezgahımızın önünü kimse kapatmasın, ne istiyorlarsa hallederiz rahat olun kardeşim tavırlarındayız. Şikede bile, herkes yapıyor biz niye yakalanıyoruz? diyoruz.

Herkes Hiddink’e yükleniyor. Korkak bir futbol oynatmış, ruhsuz bir takımmışız, ne biçim kadroymuş falan filan. Biz gerçekleri görmekten kaçtığımız için, evin tek erkek çocuğu gibi pohpohlanmaya alıştığımız, yaptığımız her hatanın üzerini örten arkamızı temizleyen birisi olduğu için hiç sorun yokmuş gibi yaşıyoruz.

Her milli müsabakada, sadece futbolda değil, her milli mücadelede oynadığımız oyunu kimse umursamıyor artık. Savaşabiliyor muyuz? Buna bakılıyor ki çoğu spor yazarı kullanıyor bu tabirleri. (savaşmak, ısırmak) hayvan mıyız acaba?


Sporcuların hedeflerinde istanbul takımlarına tranfer olmak, transfer ücretiyle araba almak, gol krali olmak, milli takıma seçilmek, üniversite kapısından döndük belki yeşil sahada yırtarız diyerek, hedefleri bu şekilde koyarak nasıl kendilerini ileri götürecekler acaba? Hamit’in maç sonunda söylediği sözleri dün akşam dinledikten sonra aklıma bir post yazmak geldi. Biz çocuklarımızı spor yapan nesiller olmaktansa, izleyen nesiller olsun diye maçlara bedava bile alıyoruz. Sanki o stadyumların bir çekiciliği varmış gibi. Hangi anne baba çocuğunu alıp güvenle deplasman maçına gidebiliyor? Bırakın deplasmanı, iç saha maçına gittiğinde endişe etmiyor? Stad tuvaletlerine girebiliyor? Yeme içme gibi ihtiyaçlarını karşılayabiliyor? Ya bizden kapıda toplanan bozuk paraları, içeride satılan simit sonrası geri alıyoruz. Neye yaradı şimdi bu güvelik uygulamaları? En basit uygulamamız bile böyle saçma!
Sporcu yetiştirme spor yapan gençlerle olur. O çocukları, yırtıp futbolcu olur, ferrari alırsın diye motive edersek. sonucunda dün akşamki gibi bir tokat yediğimizde, o çocuklara kızmaya hakkımız yoktur. Sporu sadece, spor yapmak olarak göremediğimizden hiçbir halt olamıyoruz maalesef.



Bir yabancı ülkemize gelip, bizim alıştığımız tepki vermediğimiz, saçmalıkları söylediğinde ise hemen ona giydiriyoruz. Hiddink, Fatih Terimvari olup egomuzu okşamadığı, insanımızı gazlamadığı,pohpohlamadığı, doğruları söyleyidiği için kızıyoruz.

Yurt dışına giden futbolcularımız oluyor mesela arada sırada, son olarak Tam Saha röportajında Umut Bulut anlatmış, oralara gidip farklı gelen şeyleri söyleyen her Türk futbolcu aslında farklı gelen şeylerle daha iyi anlatıyorlar futbolumuzun ne kadar futbol olmadığını. Bir başka örneği sadece futbol olarak değil, toplum olarak ne halde olduğumuzu anlatabilen bir haber vardı geçenlerde burada. Sadece sporda değil, yeni nesilleri yetiştirmede komple bir değişim yapılmalı. Sistemli geri zekalı insan yetiştirme çiftliğine doğru gidiyoruz.




Dün akşam maçı canlı izlemedim, gece tekrarı yayınlandı baktım biraz. Maç sonu Podolski'ye ve Löw'e yalvaran, elalemin şeyiyle gerdeğe girmeye çalışan ne kadar pis bi millet olmuşuz. Eline mikrofon alanı ekrana çıkartmışlar, o da normal gerçi yukarıda bahsettiğimiz gibi bir millet oluyoruz işte. Yazık!


Bu kadar zaman yazmamışız, blogu geçiştirme bir kaç post atmıştık. Bu da nasıl başladı nasıl bitti. =)

10 Eylül 2011 Cumartesi

İddaa ediyorum şike olacak!

bu hafta çok süper ligimiz başlıyor ya bende dedim götümden uydurduğum kendimce verilere dayandırdığım ama sizle paylaşmayacağım ilk hafta tahminlerimi sunmak istedim. hala takip eden var mıdır blogu bilmem ama alın size çok süper ligin tahminleri;

ESKİŞEHİRSPOR - BEŞİKTAŞ A.Ş. - 0
SAMSUNSPOR - GENÇLERBİRLİĞİ - 1
MKE ANKARAGÜCÜ - MERSİN İDMAN YURDU - 2
MANİSASPOR - TRABZONSPOR A.Ş - ilk yarı:0, ikinci yarı 2
KARDEMİR D.Ç. KARABÜKSPOR - SİVASSPOR - 1
BURSASPOR - KAYSERİSPOR 0
BÜYÜKŞEHİR BLD.SPOR - GALATASARAY A.Ş 0
MEDİCAL PARK ANTALYASPOR - GAZİANTEPSPOR 1
FENERBAHÇE A.Ş. - ORDUSPOR 1 (hatta semih oynarsa kesin gol atar aga)


Ahmet Çakar'ı twitterdan takip eden var mı bilmiyorum ama herif çok eğlenceliymiş. Telegol'e geri dönsün izlerim o programı.

herkese selam eder giderken Kocaelisporlu Kanye West'ten - Stronger çalarım size..

14 Şubat 2011 Pazartesi

Sevgiliyle Apaçi Dansı

27 Aralık 2010 Pazartesi

UZAKTAKİ YANILSAMALAR

Almanyanın kuzeybatısında küçük bir kasabada yaşıyorum. Siteyi yanılmıyorsam 1998 yılından beri takip ediyorum. 25 yılı izmitte geçmiş biri olarak bu takımı bir insanın gereksinimi olan fizyolojik ihtiyaçları gibi seviyorum. Çocukluğum ve gençliğimde Futbol müsabakalarını izleyebilmek için Babamın cebinden para aşırdığım günleri, müsabaka sırasında yenilen simitlerin tadını, sıkıntı ve stressin o yaşta ne demek olduğunu yaşadım.Bu uzak Ülkeden geriye dönüp baktığımda herşeyin eskisi kadar tatlı ve doğal olmadığını görüyorum.Belkide bu yüzden oğlumun adını Umut olarak yazdırdım kimliğine. Belkide bu yüzden bir Alman kanalında Türkiye ile ilgili bir belgesel izlerken 10 saniye süren Efe Tur yada Körfez görüntüleri yüreğimi burkuyor. Bilemiyorum... ve bilemeyince de insan neden bilemediği araştırmıyor nedense.

Hani eğer bir Bilim Adamı yada mucit olsaydım sanırım yapacağım il buluş taraftar / seyirci ölçer yapmak olurdu. Kimsenin ne kadar bağlı olduğu takımı tuttuğunu yada sevdiğini şu anda bilimsel olarak ölçmek mümkün değil. Ama bu ölçütü genelde yaşadığımız olayların çokluğu / zorluğu yada gidilen maçların sayısına belki bazen yenilen dayaklara, atılan yumruklara bağlarız. Kimi zaman ev Halkına vermemiz gereken önemi sevgiyi kenara bırakır ve kendi takımımıza sarılırız.Bunlar yazmakla bitmez ama bence bir takımı sevebilmek demek onun maçlarını her 15-20 saniyede (izleme imkanı olmayınca ) ya teletext yada internet üzerinden aktüel ederek takip etmek yada eğer benim gibi Yurtdışında yaşıyorsanız stadta bulunan arkadaşlarınızı arayarak kısa mesaj yazarak bilgi almaktır.

2002 yılında belki hatırlayan olacaktır tüm korfez.org üyeleri bir akşam için forumda yoğunluk sağlayıp muhabbet kurulacaktı. Ben işten çıkmış son sürat otobanda muhabbete katılmak için eve dönerken beni şok eden bir olay oldu. Önümdeki Tır’ın plakası 41 ile başlıyordu. Önce şaşırdım ( çünkü değil 41 plaka, buralarda TR plakalı Araç görmek çok zor ) sonra toparlandım ve Tır’ı trafik kuralları dahilinde sollayarak 1 km önünde sağ tarafa park ederek, arka camda daima duran Kocaelispor atkımı alarak yola fırladım. Bundan sonrası pek trafik kuralları içinde geçmedi tabii. Ben atkı üzerindeki yazıyı Tır şoförüne gösterip el salladıkça Adam selektör yaparak el salladı ve camı açarak Körfez bayrağını dalgalandırdı. Bu birkaç saniyede olan olaylar zinciri benim bu takıma olan inancımı iyice pekiştirdi. Artık yolda şok olmuş bir insan ve kontağı açık bir araba duruyordu.

Tüm bu yaşananlar ve hayatın çekişmeleri içinde hala sadece bir Futbol takımı olarak bakmadığım ve felsefesi olan bir kenti temsil ettiğine inandığım bu şehire kısa zamanda geri dönmeliyim. Aksi halde bu düşünceler ile uzaktaki yanılsamalarım artacak. Ama artan yanılsamalarım asla bu kente olan tutkuma zarar veremeyecek.

Nedeni çok basit: Ben İzmitliyim ve Kocaelisporluyum.....

Cem Sinan

Germany / Bocholt

25.07.06



bugün şu foruma bi daha yazarsam beni s!ksinler dedikten sonra akşama doğru korfez.org bünyesinde yapılan; "Kocaelispor için yazıyorum" yarışmasına katılan yazılardan bazılarını okudum. üzerinden 4 yıl geçmiş. dün gibi bizde katılmıştık..

işte sevgi buydu. türkan şoray diyordu ya "selvi boylum al yazmalım"da; sevgi neydi? sevgi emekti diye. emek verdik bunca sene, düzeltemediysekte belki biz yanlmışızdır. birinden biri düzelene kadar devam..ben düzelir miyim? ahbeabisi..

17 Aralık 2010 Cuma

Taner Gülleri Çok Sevdik Seni!



Öğrencilerden Taner Gülleri Röportajı. 1 yıl önce eklenmiş, ben ilk kez izledim. ne kadar sevimliler öğrenciler. Taner ne güzel bi insan.
hele o plastik topla okulun bahçesinde çocuklarla çekildiği fotoğrafı gördüğümde "niye ben çekilemedim öyle bi foto" diye yakardım :)

izleyin işte. on numara adam!